10 Kasım ve general hilmi
10 Kasım 2005
10 Kasım ve general hilmi
Bugün Mustafa Kemal Atatürk'ün ebediyete intikalinin 67. yılı... Atatürk 67 yıldır yok, kendisinin de dediği gibi, bir gün bizlerin de olacağı gibi 'vücudu toprak oldu' ruhu ise semalardan ülkesini seyrediyor...
Sözünü hatırlayalım..
'Benim naçiz vücudum bir gün toprak olacak ama Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacak'
Ve de ..
'Beni görmek demek behemehal yüzümü görmek demek değildir, benim fikirlerimi..'
Diye devam edip ilkelerinin korunmasını miras bıraktığını belirten sözünü de hatırlayalım...
Sözünün başında belirttiği gibi 'vücudu toprak' oldu, sözünün devamında belirttiği 'Cumhuriyet ' onun kurduğu, bıraktığı prensipler çerçevesinde, O?nun istediği gibi 'ilelebet payidar kalacak' mı ?.. Bu mirası emanet ettikleri, mirasın bekçileri midir ?..
Ebediyete intikalinin 67 yılında verilen demece bakalım..
"Bugün bizlere düşen görev, Atatürk'ü her yönüyle daha iyi analiz ederek onun düşünce sistemini anlamak ve bilgi çağının parametreleri doğrultusunda onun düşüncelerini günümüze taşıyarak irdelemek, sonuçlarını genç nesillere anlatmak ve uygulatmaktır. Onun düşüncelerine olan ilgi her geçen gün daha da artmaktadır. Atatürk'ün düşüncelerini, söylemlerini ve eylemlerini ulusal bir servet olarak kabul eden Türk Silahlı Kuvvetleri, O'nun ilke ve devrimlerini sonsuza kadar yaşama ve yaşatma kararlılığındadır."
Bu sözler kimin?..
Tahmin ettiğiniz gibi şu anda Türk Silahlı Kuvvetleri'nin en tepesindeki komutan Orgeneral Hilmi Bey'in...
Demek ki neymiş?..
'Bugün bizlere düşen görev, Atatürk'ü her yönüyle daha iyi analiz ederek onun düşünce sistemini anlamak ve bilgi çağının parametreleri doğrultusunda onun düşüncelerini günümüze taşıyarak irdelemek, sonuçlarını genç nesillere anlatmak ve uygulatmaktır.'
Mış...
Yaşa Paşa...
Atatürk'ün düşünce sistemini bilgi çağının parametreleri doğrultusunda günümüze taşıyıp irdeleyince, genç nesillere ne anlatacağımızı sizin hal ve davranışlarınıza bakıp anlamaya çalışınca tepemizden aşağı kaynar sular dökülüveriyor...
Ülkemiz, Mustafa Kemal Paşa'nın ahaliyi toparlayıp 'Ya İstiklal Ya Ölüm' diye yola çıktığı 1919 Mayıs'ından daha kötü bir işgal manzarası ile karşı karşıyadır... 1919 da yola çıkıldığında ne kırmızı çizgilerin aşılmasına, ne 'çuval' işlerine teşebbüse dahi tahammül olmadığı görülmüştür ve, o zamanlar 'Yeniden global dünya düzeni ' için teslimiyete zorlanmalara 'Bu çağdaşlığın gereğidir, bir kenarda emekliliği bekleyelim' diye bakılmamıştır.
Yani Hilmi bey...
Bilgi çağının parametreleri ile Atatürk'ün ilkeleri 'Doğan görünümlü Şahin' misali devşirilemez...
Naçizane arzımız budur...
Sizden dileğim;
Hadi bakalım Harbiyeliye şu Kara Kuvvetleri rozetinden Mustafa Kemal Paşa'nın Kocatepe'deki silüetini yok etmenin gerekçesini de 'Bilgi çağının parametleri' çerçevesinde bir izah ediverin...
Bu ne iştir beyim?..
Kocatepe ne demek,
Nazım Hikmet Kocatepe'yi anlatıyor..
Saat 2.30.
Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır,
ne ağaç, ne kuş sesi,
ne toprak kokusu vardır.
Gündüz güneşin,
gece yıldızların altında kayalardır.
Ve şimdi gece olduğu için
ve dünya karanlıkta daha bizim,
daha yakın,
daha küçük kaldığı için
ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten
evimize, aşkımıza ve kendimize dair
sesler geldiği için
kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi
okşayarak gülümseyen bıyığını
seyrediyordu Kocatepe'den
dünyanın en yıldızlı karanlığını.
Düşman üç saatlik yerdedir
ve Hıdırlık-tepesi olmasa
Afyonkarahisar şehrinin ışıkları gözükecek.
Küzeydoğuda Güzelim-dağları
ve dağlarda tek
tek
ateşler yanıyor.
Ovada Akarçay bir pırıltı halinde
ve şayak kalpaklı nöbetçinin hayalinde
şimdi yalnız suların yaptığı bir yolculuk var :
Akarçay belki bir akar su,
belki bir ırmak,
belki küçücük bir nehirdir.
Akarçay Dereboğazı'nda değirmenleri çevirip
ve kılçıksız yılan balıklarıyla
Yedişehitler kayasının gölgesine girip
çıkar.
Ve kocaman çiçekleri efltun
kırmızı
beyaz
ve sapları bir, bir buçuk adam boyundaki
haşhaşların arasından akar.
Ve Afyon önünde
Altıgözler Köprüsü'nün altından
gündoğuya dönerek
ve Konya tren hattına rastlayıp yolda
Büyükçobanlar Köyü'nü solda
ve Kızılkilise'yi sağda bırakıp
gider.
Düşündü birdenbire kayalardaki adam
kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri.
Kim bilir onlar ne kadar büyük,
ne kadar uzundular?
Birçoğunun adını bilmiyordu,
yalnız, Yunan'dan önce ve Seferberlik'ten evvel
Selimşahlar Çiftliği'nde ırgatlık ederken Manisa'da
geçerdi Gediz'in sularını başı dönerek.
Dağlarda tek
tek
ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saatı sordu.
Paşalar : Üç, dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon Ovası'na atlıyacaktı.
'Mustafa Kemal Paşa Kocatepe'den Afyon Ovası'na atladı, Hilmi Paşa 'da ölümünün 67. yılında O'nu Harbiyeli'nin göğsündeki işaretten atma kararını açıkladı!.. Kocatepe ve Mustafa Kemal Paşa 'İlelebet payidar kalacak' olan Türkiye Cumhuriyeti'nin kutsal simgeleridir... Bütün milletler, devletler, tarihlerinde bir Kocatepe ve Koca Komutan özlemi içindedir..
Atatürk'ün çocuklarının göğsünden attığınız Kocatepe budur Hilmi bey...
Ve size şunu da arz ediyorum...
Vatanseverler, AB'li bir çakalın 'Kemalist milliyetçi ideoloji sorunuyla yüzleşmeli.. Türkiye bir şekilde Kemalizimde reforma gitmenin yolunu bulmalı. Atatürk'ün devlet binalarındaki fotoğrafları artık inidirilmeli.' Sözlerinin ardından subayların göğsündeki işaretten Atatürk'ü Kocatepe'de gösteren görüntülerin kaldırılmasını 'şiddetli bir istilanın sonucu' sayıyorlar.
Ve ilginçtir...
Bu Atatürk'e saldıran adamın sözlerinde çağın parametrelerine göre, yani AB kafasına uygun Atatürkçülük (!) tavsiyeleri var...
Şöyle ki;
Bu zat 'Türkiye, artık Kemalizmde değişme gereğiyle yüzleşmeli. Sadece yasaları, anayasayı değil Kemalist kültürü ve felsefesi de değişmeli Ordu'nun felsefesi Kemalist devrimden miras olduğunu, bu değişmeli' diyor ve akıl (!) veriyor..
'Vatansever olabilirsiniz, ama öncelikli işimiz Avrupalı olmak. '
Ve bu adamın "Emperyal Hedeflere Hizmet" madalyası var...
Hizmetleri dolayısıyla, 1997 yılında İngiltere'de Kraliyet tarafından verilen "Officer of British Empire-OBE" şeref rütbesi ve bunu simgeleyen madalyası almış...
Bugün 10 Kasım...
Patrik Bartholomeos, Patrikhane'nin papazlar toplantısını bugün yapıyor. Bu illegal girişimle Kıbrıs patriği seçilecek..
'Bilgi çağının parametreleri doğrultusunda onun düşüncelerini günümüze taşıyarak irdelemek, sonuçlarını genç nesillere anlatmak ve uygulatmaktır.'
Diyen Hilmi Bey'e Atatürk'ün gençliğe hitabından bir hatırlatma sunmak istiyorum..
'Vazifeye atılmak için içinde bulunduğun vaziyetin imkan ve şeraitini düşünmeyeceksin..'
Kendilerine sevgili dostu, MGK'daki iftar sofrası arkadaşı Başbakan Tayyip Bey'in hitabı ile veda edelim...
'Bilmem arz edebildim mi Hocam!..'
BEHİÇ KILIÇ / İNTERNETHABER.COM
Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.