XIII.ulusal Eğitim Bilimleri Kurultayı
6-9 Temmuz 2004, İnönü Üniversitesi,Eğitim Fakültesi,Malatya
OKULÖNCESİ EĞİTİMDE ANA-BABA EĞİTİMİ
Yrd. Doç. Dr.M. Zeki ILGAR
Araş.Gör.Semra COŞGUN
Atatürk Üniversitesi K.K.Eğitim Fak.
Eğitim Bilimleri Bölümü
Özet
Bu çalışmada okulöncesi eğitim döneminde çocukların kurumlarda aldıkları eğitimin etkili olabilmesi için aile ortamında da paralel uygulamalara yer verilmesi zorunluluğu ve yöntem sorunu irdelenecektir.
Birçok ana-baba çocuklarıyla nasıl iletişim kuracağını bilmediği için zor durumda kalmaktadır. Ayrıca ana sınıfı veya ana okuluna devam eden çocuğa orada kazandırılmaya çalışılan davranışlar bazen aile ortamında eleştirilmekte hatta kötülenmektedir. Bu durum çocuğun bir ikilem yaşamasına yol açmaktadır.
Ana-babaları eğiterek hem okulöncesi eğitimin etkililiğini artırmak hem de ana-babaların sağlıklı iletişim kurmalarına ortam oluşturabiliriz. Okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan öğretmenlerle kurumların yöneticileri ana-babaların eğitimine özel bir önem vermek zorundadırlar. Konunun güçlüklerine karşın bu zorunluluk yetkililerin işin zorluğunu öne sürerek sorumluluktan kurtulamazlar.
Yetişkinlik çağında ana-babaların içinde bulundukları durumun özelliği gereği, kendilerini yeterli görme, işlerinin başından aşkın olması, öğrenim zorluğu çekme vb. olumsuzluklara karşın çocuklarını iyi yetiştirme konusunda duyarlıdırlar.
O halde bu duyarlılıktan yararlanarak ana-babaların bir araya getirilerek ve bir seminer programına göre eğitime tabii tutmak mümkün görünmektedir.
Ana-babaların kendilerini yetersiz hissettikleri konular başta olmak üzere duygusal zeka, yaratıcılık, eleştirel düşünme gibi eğitim alanında ortaya çıkan yeni anlayış ve kavramlar dikkate alınarak hazırlanacak bir program doğrultusunda hafta sonları ana-babaların uygun görecekleri saatlerde grup düzeyinde eğitilmeleri sağlanmalıdır.
Eğitimcilerin kurum çalışanlarında veya üniversitelerin ilgili alandaki akademisyenlerinden olması koşullara bağlıdır. Kurum çalışanları bu görevi de üslenirlerse hem kendilerini geliştirmiş olurlar hem de ana-babaların güveninin kazanmış olurlar. Alanla ilgili yazılı kaynakların çokluğu hazırlık konusunda kolaylık sağlamaktaysa da yöntem konusunda ana okulu öğretmenlerinin veya yöneticilerinin desteklenmeleri gerekmektedir.
Grup süreçlerinden yararlanarak -seminer yapısı içerisinde sohbet ortamında -görsel materyalleri de kullanarak bir sunum yapıldıktan sonra konu ile ilgili tartışmaların yapılması ana-babaların sorularının cevaplanması ve uygun içeceklerin servisinin yapılmasını önerebiliriz. Böylece ana-babalar kendilerini öğrenci gibi hissetmezler. Katılanların sayısının az olması eğitimcilerin işini kolaylaştırır. 20-30 kişilik gruplarda katılımcılarla birebir etkileşim olanağı doğar. 8-10 kişilik gruplarla grupla psikolojik danışma tekniklerinden yararlanma olan çıkışlı eğitimcilerle (okul psikolojik danışmanı) verimi artırıcı olmaktadır.
Anahtar kelimeler: okul öncesi, ana-baba eğitim, eğitim
Abstract
Traınıng Parents And Pre-School Educatıon
This study aims at analizing metodical issues and at discussing the necessity that paralel practises should be given a place in the context of family. So that education that children resive from schools can be more affective.
Many parents face diffucilties as they do not know how to communicate whith their children. In addition, some times certain behaviors which children gain in pre-schools are critised and even disapproved by parents however this stuation causes children to be in a dilemmu.
By training parents we can increase affectiveness of pre-school education and provide an athmosphere in which a healthy communication occurs between parents and their children. Theachers working in a pre-school instutions and precipals should give a particular importants to traning parents. By a surting that it is hard to do this, they cannot evade from this responsibility.
Parents are very sensitive about training their children despite the fact that they may luck of education skills and they may not have enough time due to long working hours.
On the other hand, it is possible to bring them together and to provide training on the basis of a seminer schedule.
By giving primacy to the topics for which parents may feel that they are not competent, parents can be provided training in groups during weekends according to a schedule prepared on the basis of new apports and consepts which appear in the area of education, such as emotional intelligense, critical tihinking, creativity.
Whether educators are from instutions or from universities with relevant branches depends on the conditions. Should those who work in instutions take this responsibility they both develope their capabilities and gain loyalty of parents. Although avability of much material in this area is helpful in preparition stage, it is also necessary that pre-school theachers and prencibals must be supported in the case of methodical issues.
Besides, giving a speeech in the structure of a seminer with the help of visual materials, it can be suggested that discussions and in the context of a dialogue. About relevants toppics can be mode, questions from parents must be answered and some drinks may be provided. Thus parents may not feel that they are students. Low number of participants can facilitate educators’s tasks. Whithing groups consisting of 20-30 people, participants can find an upportunity for face to face interaction. Especially, whiting smaller groups, it can be more fertile if there are educators who received education about psychological consultency techni
Keywords: pre-school education, training parents, education
Giriş
Son yıllarda eğitim anlayışımızda belirgin bir değişiklik ve yenilik olmuş ailelerin eğitim sürecine etkin biçimde katılımı gittikçe daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Eti senin kemiği benim anlayışı son yıllarda değişime uğramakla birlikte henüz aileler okulların ve eğitim sürecinin etkili öğeleri haline gelememiştir.
Çocukların okul ortamında kazandıkları becerilerin ev ortamında pekiştirilmesi ve geliştirilmesi okul-ev tutarlılığının sağlanması ve ailelerin okul ortamının etkili bir öğesi haline gelebilmesi bugün eğitim sürecini temel hedeflerinden biridir (Akkök, 1999, s.249).Ana-babaların çocuk ve onun eğitimi konusundaki duyarsızlıkları öğretmenlerin de işini zorlaştırmaktadır.
Okulöncesi dönemden başlayarak bazı temel alışkanlıkları kazanamayan, hak ve özgürlüklerinin sınırlarını ve sorumluluklarını öğrenmeyen çocuk okul dönemindeki ve yaşamdaki kurallarla karşılaştığında bocalar. Bu nedenle anne-babaların çocuklarına korku silahını çevirmeksizin kendi kendilerini, disipline eden birer birey olarak yetiştirebilmeleri gerekir. Ancak bu yaklaşımla kendi kendisini denetleyebilen sorumluluk sahibi ve özgüveni olan bireyler yetişebilir (Yavuzer, 1993, s.113). Bu da eğitimli anne-babaların varlığı ile mümkün olabilir. Bunun için çocuğun kişiliğinin temellerinin atıldığı okul öncesi, eğitimden itibaren anne-babaların da eğitilmesi bir zorunluluk olmaktadır.
Ana-Baba Eğitiminin Tanımı ve Amacı
Ana-baba eğitimi çocukların yetiştirilmesi, aile ilişkileri, ailede ve toplumda anne-babaya düşen yükümlülüklerin yerine getirilmesi için gerekli bilgi tutum ve becerilerin sistemli biçimde geliştirilmesidir.
Ana-baba eğitiminin amacı, ana-babaların kendilerine güvenlerini kazandırmak çocuklarının fiziksel, bilişsel, sosyal ve davranışsal gelişiminde kullanmak üzere bilgi ve becerilerini artırmaktır. Anne-baba eğitiminin bir başka amacı, eğitim programının içine babayı da aktif olarak katmaktır. (Çağdaş, 2002, s.157).
Anne-Baba Eğitiminin Önemi ve Gerekçeleri
Yirmi birinci yüzyıla girerken dünyada ve ülkemizde hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşanmaktadır.Bu değişim geleneksel toplum yapısı ve kurumlarının yerini modern yapı ve kurumlara bırakma eğilimi taşımaktadır.Geleneksel toplumun norm ve değerleriyle çocuk yetiştirmeye çalışmak ana-babaları zora sokmakta,duyarlı olanları arayışa itmektedir.Arayış içine girenlerin kitaplardan yararlanmak istemelerine rağmen içinden çıkılmaz durumlara düşmeleri uzman yardımını zorunlu kılmaktadır.
Doğumdan itibaren çocuk, fiziki ve sosyal çevresine uyum savaşı içindeyken, bu savaşta en büyük desteği anne-babasından alır. Çocuk bu sürecin sonucunda ya kendini ifade edebilmeyi kendi kendini yönetebilen bir birey olabilmeyi, kişilikli olmayı ya da içine kapanmayı, pasifliği kendini ifade edememeyi ve en önemlisi kişiliksizliği öğrenir. Bu süreçte çocuğun öğrenme yöntemi taklit olduğuna göre, modelin de “kişilikli, sosyal ve kendini bütün yönleriyle tanıyan birisi olması gerekir. Bunu başarabilenler psikolojik anne-baba olma yeterliliğine sahip kişilerdir. Çocuk bu modelleri kendine örnek alır ve hayatı bu yolla öğrenir. Bu nedenle bireyin gelişiminde aile çok önemli rol oynar ve sosyalleşme sürecinde temel birimdir. Ailenin en önemli işlevleri anne ve babanın ya da diğer aile üyelerinin çocuklarına sağladıkları bakım, sevgi ve eğitimdir (Koç, 2003, s.225, 227).
Gelişim psikolojisinin son yıllarda ortaya koyduğu sağlıklı gelişim için maddi-manevi tüm ihtiyaçların karşılanması zorunluluğu;geleneksel anlayışla çocuk yetiştirmenin günümüz koşullarında çocuklar üzerinde etkili olamadığı –hatta olumsuz etkiler yaptığı- gerçeği ana-baba eğitimini zorunlu kılmaktadır.
Çocuğun evinde varolan ilişkiler, fikirler ve tutumlarla ilgilenmek okul personeli için önemlidir. Velilerin okulun eğitsel felsefesini ve süreçlerini anlamaları çocuk için önerilen davranışsal direktifleri yerine getirebilmeleri için gereklidir ((Whirter, Çev. Acar; 2000, s.3).
Ana-babaların okulda yapılan etkinlikleri anlaması ve desteklemesi kadar eğitimcilerin ailenin beklentileri konusunda bilgi sahibi olması ilişkileri ve ortaklaşa çalışma ortamının yaratılmasını kolaylaştıracaktır.Bu da okulöncesi eğitimin etkililiğini arttırmak için gerekli görünmektedir.
Eğitimin doğumla birlikte başladığı görüşü tüm insanlar tarafından kabul edilen bir gerçektir. Bu nedenle doğumdan hemen sonra evde anne-baba tarafından başlatılan eğitim, çocuğu geleceğe hazırlamada önemli rol oynar (Çağdaş, 200, s.157).
Ailelerin anne-babaların eğitim sürecinde etkili bir biçimde yer almasının gerekçeleri şu şekilde özetlenebilir:
-Anne-babaların çocuklarıyla en yoğun iletişim içinde olan bireyler olmaları,
- Toplumumuzda özellikle annelerin eğitim düzeylerinin düşük olması,
-Ailelerin okulu tanıması, kendilerini okulun bir parçası olarak hissetmeleri,
-Sınıf ve okul ortamı içinde ortak bir kültürün oluşması için ailelerin eğitim sürecine ilişkin bazı etkinlikleri ev ortamına taşımaları ve bunları geliştirmelerinin etkili olması,
-Ailelerin çocukların gelişimi için en iyi ve etkili yolları, yöntemleri bulmak için çaba sarfetmeleri,
-Çocuklarda olumlu benlik algısı oluşturma,
-Çocukların akademik başarılarının arttırılması,
-Ailelerin okula ve eğitim sürecine olumlu tutumlar geliştirmesine yardımcı olma,
-Aile katılımının eğitim sürecinin niteliğini artırması ve çocukların çeşitli yönlerden gelişimlerini olumlu etkilemesi (Akkök, 1999, 249-250).
Çocuklarıyla ilişkilerinden kendilerine yeteri kadar güveni olmayan ana-babaların gösterdikleri hoşgörü bazı çocukların onları hiç önemsememeleri ve ezip geçmelerine neden olur. Bazı ana-babalar ise kendilerini ezdirmemeye kararlıdır. Ama bunların kullandıkları yöntemler o denli düşmanca ve saldırgancadır ki çocuklarıyla olan ilişkileri zedelenir ve çocuklarının benlik saygısı azalır.
Etkili ana-baba eğitimi modeli, ana-babaların çocuklarının sorun yaratan davranışları karşısında kararlı olmalarını onaylar. Bu kararlılık için, çoğu ana-babaya yeni gelebilecek beceriler öğretir. Bu beceriler onların daha yapıcı ve etkili biçimde davranmalarına yardımcı olur (Gordon (Çev. E. Aksay) 1999, s.102-103).
Anne-babanın birbirleriyle ve çocuklarıyla olan ilişkileri genellikle evin havasını ve çocukların kişilik oluşumunu etkileyen en önemli faktörlerdir.
Ev ortamı sevgi, saygı, işbirliği ve hoşgörüye dayanıyorsa çocuğun benlik kavramı iyi olarak gelişecek, hayata karşı iyi bir kişisel uyum sağlayacaktır. Ev ortamı çatışma ve anlaşmazlık ağırlıklı ise benlik kavramı tam olarak gelişemeyecektir (Karatuna, 1991, s.68)
Anne-Babanın Eğitime Katılımının Sağlanması
Anne-Baba eğitimde sorumluluğu paylaştığında sorunlara karşı daha duyarlı olacak ve daha sağlıklı bir yaklaşım gösterecektir.
Jones ve Lock (1993), anne-baba ile eğitimsel sorumlulukları paylaşmayı dört evrede ele almaktadırlar:
1. Birinci Evre: Başlangıç evresi: Anne-baba ile öğretmen birbirlerine ısınmaya çalışırlar.
2. Bilgilenme Aşaması: Anne-baba ne olduğunu ve kendilerinden ne istendiğini, ne yapabileceklerini öğrenmek isterler.
3. Birlikte Kestirimde Bulunma Evresi: Hem öğretmen, hem de anne-baba ne yapılırsa nereye ulaşılacağı ile ilgili görüş alışverişinde bulunurlar.
4. Sorumluluğu Paylaşma Evresi: Hem anne-baba hem de öğretmen nelerden sorumlu olduklarını bilirler.
Anne-babaların eğitime katılımlarının sağlanabilmesi için onların eğitime niçin katılmadıklarının belirlenmesi gerekir. Bu belirleme de gerçek nedenlere ulaşmak önemlidir.
Anne-babalar yapabileceklerini yapmak için motivasyona ihtiyaç duyarlar. Anne-babalar eğitimle ilgili kararların kendileri dışında bir takım kurumlar tarafından alındığını ve yürütüldüğünü düşünürler. Onları yapabilecekleri şeyler konusunda bilgilendirmek gerekir. Bunlar anne-babaların öğretmenle işbirliği olasılığını arttıracaktır (Bacanlı, 2002, s.230-231).
Yetişkin (Ana-Baba) Eğitimi Neden Zordur?
- Yaş faktörü
- Eğitimin gerekliliğine inanmama
- Motivasyon eksikliği
Yetişkin eğitiminde karşılaşılan engeller ana-baba eğitiminde de geçerlidir.Ana-babalar yaşlarının ilerlemesini bahane edebilecekleri gibi kendilerinin eğitime ihtiyaç duymadıklarını da ifade ederler.Buna bir de motivasyon eksikliği eklenince eğitime yönelmeleri zorlaşmaktadır.
Knox, yetişkinlerde öğrenmeyi engelleyen nedenleri altı grupta toplamaktadır. Bunlar:
- Koşullar
- Yetişkinin uyum yapamaması
- Yararlılık
- Statü
- Hız ve
- Yetişkinin görünüşü olmaktadır.
Cross, engelleri yetişkinin içinde bulunduğu psikolojik, sosyal ve fiziki durumu ile yetişkin eğitimi kurumlarından kaynaklanan engeller olarak dört gruba ayırmaktadır.
Yetişkinin eğitime ilgi duymaması, yaşlı olduğunu düşünmesi, eğitimden korkması, bıkması, aile durumu, bakacak çocuğun olması, kurs yerinin uzak olması, kurs saati, günü, programı ve yöntemlerinin kendisine uygun olmaması öğrenmesini engellemektedir.
Kidd (1984) yetişkinlerde öğrenmeyi engelleyen nedenleri öfke ve korku başlıkları altında incelemektedir.
Rogers öğrenmeyi engelleyen nedenlerden baskı, kavramına dikkat çekmekte ve iki türlü baskıdan bahsetmektedir. Bireye dışarıdan gelen baskılar olarak aşağılanma, ilgisiz kalma, sık sık soru sorma, savunmada bırakma, protesto etme vb.leri sıralamaktadır.
Bireyin iç baskıları olarak psikolojik baskıları, utanma, çekinme, korkma, şaşırma, gülünç duruma düşme vb.leri sıralanmaktadır. Rogers, her iki tür baskının da yetişkinin eğitimden soğumasına neden olduğunu belirtmektedir (Güneş, 1996, s.67-68).
Ana-baba (Yetişkinin) Eğitiminde Güdüleme ve Harekete Geçirme
Yetişkinleri tanımak için, onların hayattan neler beklediklerini, hangi etkiler altında nasıl davrandıklarını bilmek gerekmektedir. Bu durum, yetişkinleri davranışlara iten nedenleri incelemekte mümkün olmaktadır.
Yetişkinlerin ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda programlara katılmaları, çaba göstermeleri ve başarılı olmaları için güdülenmeleri gerekmektedir.
Yetişkinlerin (Ana-Babaların) Eğitime Katılma Güdüleri
- Daha bilgili olmak,
- Yeni bir işe hazırlanmak,
- İş başında yetişmek,
- Boş zamanları iyi ve faydalı bir biçimde geçirmek,
- Yeni ve ilgi çekici kimselerle tanışmak,
- Evde ve diğer yerlerde üzerine düşen görevleri yerine getirmede ustalık kazanmak,
- Tek düze işlerden kurtulmak,
- İş, ev ve aile hayatı ile ilgili rolleri daha iyi yerine getirmek ve anlamak,
- Sahip olduğu becerileri geliştirmek,
- Genel bilgisini arttırmak,
- Kişiliğini geliştirmek ve başkaları ile olan ilişkilerini daha iyi hale getirmek,
- Fiziksel özellik ve özellikler geliştirmek.
Güdüleyerek Harekete Geçirme İlkeleri
1. Yönetici görevini üstlenecek veya rolünü oynayacak kurum ya da teşkilata ait görevlilerin ilkelerini belirleme,
2. İlgili kurumlarla, gruplarla, ağlar ya da koalisyonlar oluşturma,
3. Hareket geçirilmesi zorunlu olanları etkileyecek kişi ya da grupları belirleme,
4. Tarihi bir harekete katılma ve dayanışma duygusu yaratmak için düzenli yayın yapma,
5. Bireylerin kişisel ilgilerine, ulusun, hükümetin üst düzeyine çağrıda bulunma,
6. Doğrudan iletişim yada medya aracılığıyla iletişim kurma,
7. Bireylere kendi yaşamları ile toplum yaşamları üzerinde davranma yetkisi ve duygusunu verme,
8. Kaynak bulmak için uygun yerlerde araştırma yapma,
9. Toplumun bütün düzeylerini harekete geçirme (Bhola, 1989, s.103-104)
Yetişkin (Ana-baba) Eğitimi Program Geliştirme Süreci Şu Adımları İçermektedir:
a. İlk ve en önemli amaç, programın uygulanacağı bölgeye ilişkin çevresel şartların araştırılması,
b. Yetişkin eğitimi hedeflerinin bölgesel ya da yerel düzeydeki kalkınma hedefleri çerçevesinde ele alınması ve yönlendirilmesi,
c. Hedef kitleye ilişkin araştırmaların yapılması öğrenme ihtiyaçlarının belirlenmesi (MEB, 1991, s.22; MEB, 1980, s.7-10)
Yetişkin eğitiminde ihtiyaç saptama konusunda Unesco aşağıdaki yaklaşımları tavsiye etmektedir:
1. Hedefe yönelik yaklaşım,
2. Probleme dönük yaklaşım,
3. Araştırma yaklaşımı (Güneş, 1989, s.63, MEB 1991, s.22-23).
Varış (1988), program amaçlarını belirlemede kullanılacak ölçütleri şöyle dile getirmektedir:
a. Amaçlar, toplum şartlarına ve ihtiyaçlarına cevap vermelidir,
b. İnsanların temel ihtiyaçlarını karşılayacak yönde olmalıdır,
c. Demokratik ideallere uymalıdır,
d. Kendi içinde çelişkili olmamalıdır,
e. İstenen davranış değişikliğini açıklayan bir yönde dile getirilmelidir,
f. Amaçlar gerçekleşebilecek nitelikte olmalıdır (Varış, 1988, s.135).
Bu ölçütler yetişkin eğitimi için de geçerlidir.Yetişkin eğitiminde uzun dönemde gözetilen amaç, programa katılan yetişkinlerin hayatlarının geri kalan kısmında da öğrenme isteği duyacak ve bu imkanı bulabilecek bir düzeye ulaşmalarıdır.
Kidd, Knowles ve Miller’in yetişkin eğitimi programlarında amaç saptama için benimsedikleri ortak ilkeler şunlardır:
1. Program yetişkinlerin ihtiyaçlarına dayandırılmalıdır,
2. Çocuklardan farklı olarak yetişkinler öğrenme ihtiyaçlarını daha açık bir biçimde ifade edebilirler,
3. Yetişkinlerin öğrenme biçimleri yaşla birlikte bazı değişmeler gösterse bile öğrenmek için çok yaşlı değildirler,
4. Yetişkinler çoğu durumda arzu ettikleri amaçlara kendi başlarına varmak için karmaşık öğrenme stratejileri geliştirirler (MEB, 1991, s.17).
Özetle yetişkin eğitimi programlarının amaç, yetişkinlerin ilgi ve ihtiyaçlarına dayalı olarak toplumun ve günün şartlarına cevap verecek şekilde saptanmalıdır.
Ana-babaEğitimi Programlarında İçerik
Ana-baba eğitimi programlarında bir taraftan onların birey olarak, kendini geliştirme ihtiyacı, diğer taraftan da günlük yaşamında karşılaştığı sorunlarını çözmeye, görev ve rollerini daha iyi yerine getirmeye yönelik hazırlamaya çalışmaktadır. Ana-baba olmanın getirdiği sorunları çözebilmek,görev ve rolleri yerine getirebilmek günümüzde ve gelecekte ana-babaların eğitiminde uygulanacak proğramların içeriğini oluşturacaktır.Dolayısıyla ana-baba eğitimi programlarında bireye yönelik temel içerik ile onun ekonomik ve sosyal rollerine yönelik toplumsal içerik ve kültürel içerik söz konusudur.
Temel içerik: Yetişkinlerde bulunması gereken temel değerler ile geliştirilmesi gereken temel kapasiteleri kapsamaktadır.Sevgi, özgürlük, ilerleme ve barış gibi değerler. Yetişkin eğitiminde ele alınması gereken temel kapasitelerin başında öğrenmeyi öğrenmek gelmektedir
Toplumsal içerik: Ana-babaların ailenin toplumsal bir eğitim kurumu olarak işlevsellik kazanması konusunda bilinçlendirilmesi,çocukların sağlıklı gelişebilmelerinde maddi ve manevi ihtiyaçların karşılanma zorunluluğu,okulla işbirliği yapma vb.
Kültürel içerik: Yerel kültürü canlandırma, eğitimin geleneksel yönlerini kullanma yanında ana-babaların ulusal ve evrensel kültür değerleriyle donatılmaları sözkonusudur.
Eğitim programı Varış’a göre, bir eğitim kurumunun çocuklar, gençler ve yetişkinler için sağladığı milli eğitimin ve kurumun amaçlarının gerçekleşmesine dönük tüm faaliyetleri kapsamaktadır.
Yaygın Yetişkin Eğitimi Programı Meslek-Teknik Programlar ile Sosyal-Kültürel programlardır.Yaygın yetişkin eğitimi programları değişik biçimlerde akşamları, gündüzleri, hafta sonları ve yaz tatillerinde TV, radyo ile örgün eğitim programlarının yanında ve dışında uygulanmaktadır (Erdoğan, 1992, s.30-33).
Algın Yetişkin Eğitimi Programları: Televizyon, radyo, video, gazete gibi kitle iletişim araçlarının yetişkinleri eğitmek amacıyla düzenlendikleri her türlü program bu alana girmektedir. Bunlar 5 dakikadan 1 saate kadar süren, çeşitli konuları içeren, yetişkinlere pratik bilgiler kazandırmayı amaçlayan programlardır.
Yetişkin (Ana-baba)Eğitimi Yöntemleri
Yetişkin eğitimi yöntemlerinin özü, eğitim teknolojisi ile yetişkin eğitimi felsefesinin bir karışımıdır.
Yetişkin eğitiminde kullanılacak yöntemlerin yetişkine yönelik ve onun yaşadığı çevreye uygun olması gerekir.
Ayrıca yetişkin eğitimi yöntemleri:
- Yetişkin öğrenmeyi öğrenmesine yardım etmeli,
- Grup yöntemlerini ağırlıklı olarak kullanmalıdır,
Yetişkin eğitimi yöntemlerinden bazıları aşağıda özetlenmektedir:
a. Anlatım Yöntemi: En eski öğretim yöntemidir. Öğretmenin anlatarak ders vermesi, yetişkinlerin dinlemesi şeklindedir.Teknolojiden yararlanılmadığı zaman bu yöntem yetişkinlere itici gelmektedir.
b. Soru-Cevap (Diyalog) Yöntemi: Karşılıklı soru sormayı ve cevap vermeyi kapsar.Ana-babaların çocuklarının eğitimi ve gelişimine ilişkin sorularından hareket ederek eğitilmeleri daha etkili olmaktadır.
c. Problem Çözme Yöntemi: 5 aşamalıdır.
1. Sorunun farkına varma
2. Geçici hipotez oluşturma
3. Sorunu tanımlama
4. Veri toplama
5. Çözümü oluşturma
Bu yöntemden yararlanarak bazı ortak sorunları çözümlenmesi ana-baba eğitim seminerine katılanların ortak çabasıyla gerçekleştirilebilir.
d. Gösteri (Demonstrasyon) Yöntemi: Beceriye yönelik programlarda kullanılır. Bir becerinin ya da bir işin nasıl yapılacağının yetişkinlerin önünde gösterilmesidir.Ana-baba eğitiminde katılımcılardan ve ya amatörlerden yararlanarak olayı sahneleyerek değerlendirmek daha etkileyici olmaktadır.Özellikle ana-baba tutumlarındaki olumsuzlukları işlerken bu yöntemden yararlanılabilir.
e. Gezi-Gözlem Yöntemi: Yetişkinler bulundukları ortamda farklı ortamlara götürülür farklı ortamlar gözleyerek bilgi edinmeleri sağlanır.
f. Grup Tartışması Yöntemi: Münazara, panel, vızıltı grupları, forum, seminer, sempozyum gibi değişik şekilleri vardır.Daha çok panel ve seminer şeklinde yapılan etkinliklere rastlamaktayız.Ama bu yöntemin nasıl uygulanacağı koşullar ve katılımcıların ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda kararlaştırılır.
g. Bireysel Öğretim Yöntemleri: Eğitim teknolojisinin gelişmesiyle ortaya çıkan yöntemlerdir. Programlı öğretim, bağımsız öğrenme, bilgisayarla öğretim, öğrenmeyi öğrenme,birebir öğretim yöntemleri bu gruba girer. Yetişkin yalnızdır. Bu yönteme fazla baş vurulmamalı, grup yöntemleri tercih edilmelidir.
Yetişkin eğitiminde günümüzde en yaygın olarak kullanılan yöntem grup yöntemidir (Güneş, 1996,s. 101, 103, 120, 122, 124, 127).
Yetişkinlere uygulanacak eğitim proğramının içeriği kadar yöntemleri de önemlidir.Uygulanacak yöntem yetişkinlerin kendilerini öğrenci gibi hissetmemelerini sağlamalıdır.Bu konuda en etkili uygulama grupla psikolojik danışma yönteminin tekniklerini uygulamaktır.
Yetişkin (Ana-Baba) Eğitiminde Rehberlik
a. Rehberliğin Amaçları
1. Bilgi vermek, yönetmek, güdülemek, eğitimin amaçlarının gerçekleştirilmesine katkıda bulunmak,
2. Yetişkin eğitimi kurumlarının kursları hakkında çevreye bilgi vermek
3. Yetişkin eğitimi kurumlarının geliştirilmesine amaçlarının gerçekleştirilmesine yardımcı olmak ve eğitim sisteminin gelişmesine katkıda bulunmaktır (Conseil de I Europe, 1982, s.67-68).
b. Rehberliğin Görevleri
1. Bilgi ve rehberlik için başvuran her kişiye bilgi vermek, rehberlik etmek,
2. Çabalarını daha çok eğitim bakımından yoksunluk içinde bulunan bireyler üzerinde yoğunlaştırmak,
3. Cesaretlendirmek ve güdülemek,
4. Kurs programlarına yardım etmek,
5. Birey ile eğitim kurumu arasında önemli bir bağ oluşturmak (Conseil, de I’Europe 1981, s.69).
c.Rehberliğin Kapsamı
Ana-baba eğitimde rehberlik şu alanları kapsamaktadır.
1.Kendini geliştirme,
2.Çocuklarla iletişim,
3.Çocuk eğitimi,
4.Aile içi sorunlar ve ayrılma,
5.Davranış ve uyum sorunları,
6.Çocuk suçluluğu,
7.Çocuk istismarı.
d.Yöntemler:
1.Veli toplantıları,
2.Aile danışması,
3.Ana-baba eğitim seminerleri,
4.Ev ziyaretleri.(Şirin,2004,s.324)
Sonuç
Okulöncesi eğitim kurumlarına devam eden çocukların ana-babalarının eğitilmesi konusunda bu kurumların yönetici ve öğretmenlerinin kendilerini sorumlu hissetmeleri gerekir.Bu sorumluluğu yerine getirirken yetişkin eğitiminin kendine özgü zorluklarını dikkate almaları,uygun yöntemler kullanarak ana-babaların ihtiyaçları karşılanmalıdır.
Kaynakça
1. Akkök, Füsun. “Ailelerin Eğitim Sürecine Katılımı.” İlköğretimde Rehberlik. Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 1999.
2. Bacanlı, Hasan. “Ana-Baba ile İlişkiler.” Sınıf Yönetimi Pegem-A Yayıncılık, Ankara, 2002.
3. Bhola, Harbans S. Tendances et Perspectives Mondiales de L’Education des Adultes, Prepore pourle Bureou İnternational d’Education, Unesco, 1989.
4. Conseil de I’Europe, Information, Orientation et Guidance dans I’ Education des Adultes, Strasbourg, 1982 (1).
5. _______________, Developpement Politique Regionale de Formation et d’Education de, Adulte, Strasbourg, 1982.
6. Çağdaş, Aysel. Anne-Baba Çocuk İletişim, Nobel Yayın Dağıtım, Ankara, 2002.
7. Erdoğan, Ahmet. Kalkınmada Öncelikli İllerde Yaygın Eğitim, M.E.B. Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü Yayınları, Ankara, 1991.
8. Gordon, Thomas. Etkili Anababa Eğitiminde Uygulamalar (Çev. E. Aksoy). Sistem Yayıncılık, İstanbul, 1999.
9. Güneş, Firdevs, “Halk Eğitiminde Rehberlik.” Çağdaş Eğitim Dergisi, Sayı: 151, Ankara, Ocak, 1990.
10. _________________, “Halk Eğitimi Merkezlerinde Rehber Öğretmenlerin Rolü” Çağdaş Öğretim Dergisi, Sayı: 158, Ankara, Eylül 1990.
11. _________________, Yetişkin Eğitimi (Halk Eğitimi) Ocak Yayınları, Ankara, 1996.
12. Kasatura, İlkay. Okul Başarısından Hayat Başarısına. Altın Kitaplar Yayınevi, İstanbul, 1991.
13. Kidd, J.R. Les Besoins de Recherche Pe’dagogique Pour 1 Education des Adultes, Education des Adultes et Developpement, No: 22, DVV, 1984.
14. Koç, Mustafa. “Anne-Baba Olabilmenin Psikolojik Yönü” Eğitime Yeni Bakışlar (2) Mikro Basım-Yayın Dağıtım, Ankara, 2003.
15. Lowe, John. Dünyada Yetişkin Eğitimine Toplu Bakış. Unesco Türkiye Milli Komisyonu, Ankara, 1985.
16. MEB, Yaygın Eğitimde Yeni Kavramlar ve Ulusal Öncelikler MEB. Ç ve YEGM Yayınları, Ankara, 1980.
17. _________________, Yaygın Eğitim Etkinliklerinin Programlanması, Planlanması ve Organizasyonu, YEGM, YEE Yayınları Ankara, 1980.
18. OECD, Possibilites de Formation Pourles Adultes, Vol: I Rapport General, OECD, 1977.
19. Şirin,Ahmet.”Aile ve Rehberlik” Psikolojik Danışma ve Rehberlik (Editörler:Karagözoğlu,C. veKemertaş,İ.) ,Birsen Yayınevi,2004.İstanbul
20. Varış, Fatma. Eğitimde Program Geliştirme Teori ve Teknikleri, A.Ü. Eğitim Bilimleri Fakültesi Yayınları, No: 157, Ankara 1988.
21. Whirter, J. Mc. (Çev. N. V. Acar), Çocuk ve Ergenle İletişim, US-A Yayıncılık, Ankara, 200.
22. Yavuzer, Haluk. “Yaygın Anne-Baba Tutumları.” Ana-Baba Okulu Remzi Kitabevi, İstanbul, 1993.