Kıskançlık, sevilen birinin başkası ile paylaşılmasına
katlanamamaktır. Kıskançlığın içgüdüsel yani doğuştan getirdiğimiz genlerimize
şifrelenmiş olduğu ileri sürülmektedir. Yaşamın her döneminde görülebilir
ancak çocuklukta biraz daha yoğun yaşanabilir. Bu duyguyla ilk tanışma
iki yaş civarındadır. Doğal, evrensel ve insanı oldukça mutsuz eden bir
duygudur. Önemli olan ne boyutta yaşandığıdır. Çocuk, herkesin
kendisinden daha iyi olduğunu ve kendisinin herkesten daha az sevildiğini
düşünmeye başlar. Özellikle küçük çocuklarda yeni doğan kardeşi kıskanma
kimi zaman yaşamı etkileyecek ve davranış bozukluğuna neden olacak
derecede yoğun yaşanabilen bir duygu olabilmekte ve yardım gerektiren bir hal
alabilmektedir.
BELİRTİLER:
*Çocuk o güne kadar evde kendisi ilgi ve sevgi odağıyken birden
ikinci plana itilmiş gibidir. Artık anne babasının ve diğer yakınlarının
sevgi ve ilgisini kardeşiyle paylaşmak durumundadır. Sevilmediği
düşüncesiyle anneden tamamen uzaklaşır, içe kapanır, yemek yememeye ve
zayıflamaya başlayabilir.
* Kabus gördüklerini, çişlerinin geldiğini bahane ederek ilgiyi
kendi üzerlerine çekmeye çalışırlar. Altını ıslatma, parmak emme gibi
davranışlarla önceki gelişim evresine gerileme görülebilir.
* Hem gün içinde hem de geceleri aşırı sinirli olurlar. Huzursuz
bir görünümleri vardır, sakinleşmekte zorlanır ve kimi zaman
çevrelerindeki insanlara öfkeli davranabilirler. Kendine ya da eşyalara yönelik
saldırgan davranışlarda bulunabilirler.
*Evden ayrılmayı reddetmeyle birlikte (Örn: okula gitmek
istememe) baş ağrısı, mide bulantısı gibi psikosomatik belirtiler, (emin olmak
için fiziki muayene yaptırılmalıdır) huzursuzluk, isteksizlik ve diğer
stres belirtileri sık sık gözlenebilir.
*Yeni bir kardeşin doğumu çocukta ilgi ve koruyuculuk, sıkıntı ve
kıskançlık gibi çelişkili duygular yaşanmasına neden olur. Artık eskisi
kadar sevilmeyeceği korkusu daha anne hamileyken başlayabilir. Son
aylarda annenin yorgun, isteksiz ve yeni gelecek kardeşin hazırlıkları ile
uğraşıyor olması çocuğun huysuzlaşıp, anneden ayrılmak istememesine
neden olabilir.
*Bazı çocuklar kıskançlık duygularını açıkça ortaya koyarak
kardeşine vurma, onun oyuncağını kırma, "ondan nefret ediyorum" deme gibi
davranışlar gösterirken bazıları da bu duygularını bastırır ve aşırı
sevgi gösterir, bu davranışın altında çoğu zaman ana-babanın sevgisini
kaybetme, tepki görme korkusu yatar.
*Anne babaya sık sık onu sevip sevmediklerini sorma ve
sevgilerinden bir türlü emin olamama yaşanabilir.
ÖNERİLER:
*Kardeşi doğmadan önce ona anlayabileceği bir dilde aileye yeni
bir üyenin geleceği, evdeki ortamın her zamankinden daha heyecanlı ve
karışık olabileceği, örneğin eve sık sık misafirlerin gelip gideceği,
annenin hem yorgun olacağı hem de bebekle daha çok vakit geçirmek zorunda
kalacağı, çünkü küçük bir bebeğin gereksinimleri olduğu ama aynı
şeylerin o doğduğunda da yaşandığı ve her şeyin zamanla tekrar düzene
gireceği anlatılabilir. Böylece çocuk psikolojik olarak daha hazırlıklı
olacaktır. Bunları anlatmak için son ana kadar beklenmemelidir.
* Öncelikle rahatlayın, çocuklar etraflarındaki yetişkinlerin
davranışlarından etkilenirler.
*Çocuğa somutlaştıramayacağı sözler söylemeyin. "Sakın
endişelenme seni de bebek kadar seveceğiz" cümlesi iyi niyetli olsa da çocuğun
anne babanın sevgisi için kardeşle yarışmasına yol açar.
*Hamilelik döneminde babası ya da başka bir aile üyesi (anneanne,
babaanne) büyük çocuğun bakımıyla ilgili yemek yedirme, banyo yaptırma,
uyutma gibi işlere başlayabilir. Böylece anne hastanedeyken ya da
bebekle meşgulken çocuk kendini ihmal edilmiş hissetmez ve yaşantısının
değiştiği fikrine kapılmaz.
*Anne baba aralarında işbölümü yaparak, anne yeni bebekle
ilgilenirken babanın diğer çocukla ilgilenmesi çocukta kendisiyle de
ilgilenildiğini hissetmesini sağlar.
*Anne babanın çocuğa kardeşin doğdu ama senin dünyanda değişen
bir şey yok, sana olan sevgimizde bir azalma yok mesajını sadece
sözcüklerle değil davranışlarla da iletmelidirler. Bu da ancak çocuğa zaman
ayırmaya devam ederek onunla konuşarak, onunla ortak faaliyetlere girerek
ve ona sorumluluk vererek olur.
*Kıskanan çocukla mümkün olduğunca nitelikli zaman geçirilmeye
çalışılmalı, daha önce yapmaktan hoşlandığı alışkanlıklarını
gerçekleştirmesine olanak verilmelidir. Yeni gelen kardeşle birlikte önceden
gerçekleşen oyun parkına gitme, akşam yemeğinden sonra hikaye okuma gibi
etkinlikler birden bire son bulmamalıdır. Bu sayede çocuk statü kaybına
uğramadığını farkederek özgüvenini yitirmeyecektir.
* Yeni doğan bebeğe aşırı sevgi gösterisinde bulunmak yerine, var
olan sevgiyi ilk andan itibaren paylaştırabilmeyi hedeflemek daha doğru
olacaktır.
*En iyi niyetli misafirler bile sadece bebekle ilgilenip büyük
çocuğu unutma eğilimi içindedirler. Yakınların yalnızca bebekle
ilgilenmemelerini, büyük çocuğa da alışık olduğu tarzda ilgi ve sevgi
göstermelerini söylemek, "Kardeşin doğunca senin pabucun dama atıldı" gibi sözler
söylememeleri konusunda uyarmak işe yarayacaktır.
* Bebek için söylenen "Ne kadar yaramaz, sürekli ağlıyor ve beni
yoruyor oysa ben seni daha çok seviyorum" gibi bir cümle çocuk
tarafından inandırıcı bulunmayıp, tam tersine onu kandırmayı istediğiniz inancı
verebilir. Bu da en başta çocuğun size olan güvenini zedeleyecektir.
*Bebeğe sürekli "bebek" demek yerine doğrudan adını söylemeye
başlamak bebeğin bir nesne değil de canlı bir varlık olduğunu
anımsatacaktır. Bebeğe "benim" değil "bizim" diye başlayarak hitap etmek ve
"Sessiz ol, kardeşin uyuyor" gibi sözlerle çocuğun yaşantısını bebeğe göre
ayarlamak kıskançlığı tırmandıracaktır.
*Aşırı kaygı içeren tavırlarla çocuğu bebekten uzaklaştırmaya
çalışmak, yapılabilecek en büyük hatalardan biri olacaktır.
*Kıskanmasın diye çocuğa aşırı hoşgörü göstermek durumu
kötüleştirecektir. Örn: Önceden yalnız yatan çocuğun anne babasıyla yatmasına
izin verilmemelidir. Çocuğa kıskanmasın diye gösterilen aşırı ilgi, bu
seferde kardeşinin onu kıskanmasına neden olabilir.
*Bebeğe zarar vermesine izin verilmeyeceği kesin bir dille
anlatılmalıdır.
*Çocuk kardeşinin canını yaktıysa, görünüşte çok kötü olan bu
davranışın gerçekte bebeğe zarar vermek için değil, bir parça düşmanlık
içeren bir incelemeden başka bir şey olmadığını bilin. Burada önemli olan
aşırı tepki göstermemek, kibarca reaksiyon gösterip sinirlenmeden
(yoksa sizi sinirlendirmek için bu davranışı tekrarlayabilir) uyarıda
bulunmaktır. Çocuk mesajı alsa da almasa da iki kardeşi yalnız bırakmamak
doğru olacaktır. (Beş yaşına gelene kadar çocuklar zarar verip
vermediklerini kavrayamazlar.)
*Kardeşe yönelik olumsuz duyguları reddedip, önemsememek yerine,
onları kabul edip, tanımaya çalışın; "Anne, hep bebekle
ilgileniyorsun." "Hiç de değil, daha biraz önce sana kitap okumadım mı?" demek yerine
"Bebeğe bu kadar zaman ayırmam pek hoşuna gitmiyor." diyerek "Hayır,
hiç hoşuma gitmiyor." diyerek duygularını ifade etmesini
sağlayabilirsiniz.
*Kardeşler arasındaki karşılaştırmalardan kaçının. Ancak
çocuğunda bir zamanlar küçük bir bebek olduğu, aynı bakım ve özenin kendisine
de gösterildiği çocuğa anlatılabilir. Çocuğun küçülmüş giysileri,
bebeklik fotoğrafları gösterilerek, o bebekken yaşanan anılardan ve onun
sevimli hallerinden bahsedilerek kendini daha iyi hissetmesi sağlanabilir.
*Kardeşiyle ilgili karışık duyguları olan çocukların konu
edildiği öyküler anlatmak, anne ya da babanın kendi kardeşiyle ilgili ilk
hislerini paylaşması, çocuğun duygularını anlaması ve ifade etmesinde fayda
sağlayabilir.
*Kardeşini sevmek zorunda olduğu söylenmemeli, "Sen artık
ablasın" diyerek, yaşının üzerinde olgunluk bekleyip onun da hala çocuk olduğu
unutulmamalıdır.
*Bebeğin gelişiyle birlikte 4-5 yaşlarındaki çocuğu ana okuluna
göndermek doğru değildir. Bu durum kardeş kıskançlığını körüklediği gibi
çocukta okul sendromunun gelişmesine ve çocuğun içine kapanık ya da
saldırgan olmasına yol açabilir.
*Sevginizin eşit olduğunu göstermeye çalışmak yerine; her çocuğa,
birbirinden ayrı olarak, sadece kendisine özel bir sevgi duyulduğunu
göstermek daha doğru olacaktır.
*Her şeyin eşit olmasına değil, adil olmasına çalışılmalıdır.
Örneğin, üç kardeşten ortanca çocuğun "Ahmet'lere kardeşim gidiyor, ama
ben gidemiyorum, bu adil değil" şeklinde gösterdiği tepkiye "Kız
kardeşinle geçimsizliği sürdürdüğün ve ona vurduğun için Ahmet'lere sadece
ağbin gidebilir" biçiminde bir yaklaşım uygun olabilir.
*Kardeşinin giyebileceği, ona küçük gelen giysileri ve
oynayabileceği oyuncakları beraber ayırmak işe yarayabilir, fakat vermek
istemediği şeyler konusunda onu zorlanmamalıdır.
*Ailenin bütün olduğu duygusu herkes tarafından hissedilmelidir.
Bunun için bütün ailenin birlikte yapabileceği, gezinti, piknik,
alışveriş, film izleme gibi etkinliklere yer verilmelidir.
*Anne-baba çocukla mümkün olduğu her fırsatta birebir iletişime
geçerse, birlikte ortak faaliyetlerde bulunurlarsa, çocuğa kardeşiyle
ilgili ve evle ilgili küçük sorumluluklar verilirse çocuk kendini hala
güvende ve hala sevilen, önem verilen bir kişi olarak hissedecektir.
*Kardeşler arasında kıskançlık hissettiğinizde onları birbirinden
uzaklaştıracak değil, yakınlaştıracak ortamlar yaratın.
* Çocukların kavgalarında hakem rolünü almayın. Fiziksel şiddetin
olmadığı durumlarda ana babanın araya girmemesi sorunun çözümünü
kolaylaştırır.
*Dikkatinizi hemen, sorun çıkaran çocuğa yönetmek yerine, zarar
gören çocukla ilgilenmek, kardeşi "mağdur, ezilen" olarak
nitelendirmemek gerekir.
* Kim başlattı sorusunu sormaktan kaçınılmalıdır. Çünkü olayı
kimin başlattığını öğrenmeye çalışmak çocukların birbirini suçlamasına
neden olur. Her bir çocuğun kavganın çıkmasında aynı derecede suçlu
olmasından yola çıkarak sonuçlarına eşit şekilde katlanmaları sağlanmalıdır.
* Çocukların kavga etmelerine mümkün olduğunca izin
verilmemelidir. Çünkü çocuklar kavga ettikçe deneyim kazanırlar. Kavga ettiklerinde
de seçenekler sunulabilir yada iyi geçinme kuralları koyulabilir.
*Kardeş çatışmasına engel olmanın tek yolu tek çocuk sahibi
olmaktır. Çünkü iki yada daha çok çocuğun aynı ortamı paylaşması kaçınılmaz
olarak çatışma yaratır.
* Kardeşler arasındaki kıskançlık ve geçimsizlik ne kadar yoğun
olursa olsun birbirlerinden ayrı kaldıklarında çok özlerler. Bu durum,
ilişkilerinin bazen çok bozuk olduğunu düşünseniz de aslında
birbirlerini çok sevdiklerini açıklar.
Kıskançlık, sevilen birinin başkası ile paylaşılmasına
katlanamamaktır.
(Haber Sağlık - 17.11.2004 - 14:01:11 )
http://www.habersaglik.com/default.asp?Act=Dt&CatId=1&NwId=48523