On altı Ağustos 1999 sabahı saat dörtte yaşadıklarımızı çoğumuz hala unutmuş değiliz.Aylarca hatta yıllarca sarılamayan yaralar , yerine koyulamayan kayıplar........
Travma Sonrası Stres bozukluğu tanımı ile Türkiye ilk böyle tanışmıştı.Trafik ve uçak kazaları , deprem, sel gibi doğal afetler, ağır dayak, işkence altında kalmak, zorla ırzına geçilmek, terörist elinde rehin tutulmak, savaşta uzun süre siperde ya da bombardıman altında kalmak gibi herkes için ağır stres sayılacak durumlarda ortaya çıkan bir bozukluktu bu.Çoğu kez travmatik olaydan birkaç saat, birkaç gün, daha seyrek olarak da birkaç ay sonra ortaya çıkmaktaydı.
On beş Kasım 2003 sabahı saat dokuzda saatim çalmadan uyandım ve bir şeyler içmek üzere mutfağa yöneldim. Tam o sırada korkunç bir gürültü ile yerimden sıçradım.O anda tam olarak şöyle düşündüğümü çok iyi anımsıyorum ; “ Allah allah iftar topu mu atılıyor bu saatte ?” O dakikada yer zaman mevhumum birbirine girmişti adeta.Hemen pencereye koşup neler olduğunu anlamaya çalıştım.Görünürde yangın yoktu ama Galata Kulesi ‘nin olduğu taraftan beyaz dumanlar yükseliyordu.Tatil sabahı mahmurluğu ile ev içinde dolaşıp durdum.O sesin Neva Şalom Sinagogu’ unun bombalanmasından kaynaklandığını öğrenmem ise saatler sonraydı.
Daha sonrası ise hepimizce malum.Önce kim neden yaptı soruları.Daha sonra insanlık dışı görüntüler karşısında duyulan öfke.En sonunda ise korku ve yılgınlık duyguları.Seksenli yıllardan beri terörün acısını yavaş yavaş unutan ülkemizde birden terör rüzgarları esmeye başlamış, arka arkaya gerçekleşen patlamalar, ölümler, yaralanmalar, acılar bizi ta derinden sarsmıştı.Evimizden dışarı çıkmaya korkar olmuştuk.Ne de olsa gidip de dönememek dönüp de bulamamak vardı artık...Üzerinde rahatça dolaştığımız vatan topraklarımız sanki ayağımızın altından kayıp gitmekteydi.Gözümüz yolda , kulağımız krişte her an huzursuz durduğumuz yerde duramaz hale gelmiştik.Yaklaşan Ramazan Bayramı için nasıl alışveriş yapacağımızı , alışveriş merkezlerine gitmenin doğru olup olmayacağına karar veremeyen bir millet....
İşte bu noktada Türk Basını ve Medya son derece sağ duyulu bir şekilde davrandı ve halkı birlik olmaya,hiç bir şeyden korkmamaya çağırdı.Ne olursa olsun hayat devam ediyordu ve terör denilen iblisin asıl amacı da buydu;İnsanları korkutmak ve sindirmek.Buna izin vermemeliydik ve vermedik de.!
Tüm toplum olarak hepimiz az ya da çok Travma Sonrası Stres Bozukluğu’na ait belirtilerin bir ya da birkaçını göstermeye başlamıştık.Peki neydi bu belirtiler ?
Aşırı telaş ve kaygı hali.Normalde aldırış edilmeyecek uyaranlara karşı aşırı derecede duyarlılık ve en küçük uyaranlara irkilme tepkisi gösterme.Yerinden duramayacak kadar huzursuzluk , ellerde belirgin titremeler.
Kişinin çevresi ile ilişkilerinde belirgin bir bozukluk yoktur ; ancak aşırı telaş ve duyarlılık nedeniyle uyarıcı durumlardan kaçınma ihtiyacı duyulabilir.Bazı kişilerde ilişkilerde bir duygu azalması , ilgisizlik ortaya çıkabilir.
Duygulanımda bunaltı egemendir.Travmatik olay anımsandıkça , rüyalarda tekrar yaşandıkça kişinin sıkıntısı artar.Çok huzursuz ve tedirgin olur.Bunaltı çok uzun sürerse bazen depresyon gelişebilir.Bu hastalarda sıklıkla kişiler arası ilişkilerde ilgi azalması , bir duygusal uyuşmadan şikayet de olabilir.
Travmatik olaylarla ilgili anılar için bellek çok güçlenmiş, fakat başka olaylara karşı ilgi ve dikkat azalmıştır.Televizyon karşısında adeta çivilenmiş gibi oturarak defalarca aynı sahneleri izlemek eğilimi de bununla açıklanabilir.
En sık rastlanılan belirtilerden bir tanesi de uyku bozukluğudur.Görülen kabuslar nedeniyle kişi uykuya dalmaktan korkar hale gelebileceği gibi, her an bir şey olacakmış duygusu da rahat uykuya engel teşkil etmektedir.
Tüm bu belirtilerin kimde ne şiddetle görüleceği kişiden kişiye değişiklik gösterir.Stres sonrası herkes aynı şekilde tepki verecek diye bir genelleme yapılamaz.Kişilik yapımız, strese karşı toleranslı ya da toleranssız oluşumuz da ne derecede etkileneceğimizi belirleyen faktörler arasında sayılabilir.
Travma Sonrası Stres Bozukluğu genellikle akut bir rahatsızlıktır.Travmatik olaydan birkaç saat,birkaç gün,hatta birkaç ay sonra ortaya çıkabilir.Uygun tedavi ve rehberlik ile hasta kısa sürede normal yaşama döner.
Bu tür hastaların tedavisinde öncelikle hastanın bunaltısını yatıştırmak ve uykusunu düzene sokmak gerekir.Kısa süreli olmak koşulu ile bunaltı giderici ilaçlar kullanılabilir.Hastayı rahatlatacak, gevşetecek, korku ve endişelerini azaltacak psikoterapötik yaklaşım zorunludur.Hastada organik bir engel yoksa en kısa zamanda işine veya başka uğraşlara yönelmesinin yararları büyüktür ve bu,hastaya açıkça belirtilmelidir.Kronikleşme eğilimi gösteren dirençli hastalarda uzun süre psikoterapi gerekli olabilir.
AaramaMerkezi
AboneMerkezi
Yazarlarımız
| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | ||||
| 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 |
| 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 |
| 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
|
|
| PsikoKariyer grubuna kayıt ol |
| Bu grubu ziyaret et |
..ve Reklamlar