cssmenu
yataradsenseust

 
solsutun

 

yanadsense

blogamakule

 

Son Eklenen Fotoğraf
pc net dergisi

İçerik Ortaklarımız

Ana Sayfa > Sağlık Bilgisi > BURUN YERİNE AĞIZDAN SOLUMANIN ZARARLARI
yatayadsensek
BURUN YERİNE AĞIZDAN SOLUMANIN ZARARLARI
Doğru solunum orijinal olandır. Nefes teknikleri uygulamaları doğal yapıya uygun olmalı, bedenin orijinal çalışma düzenini bozmamalıdır. Nefes çalışmalarının zarar vermesini engellemek için fizik bedenin doğal yapısını iyi bilmek gerekir.Bedenin kendi orijinalitesi içinde nefes alış verişi için burun görevlendirilmiştir.  
 
Çalışmalarda burun yerine, ağızdan nefes alıp verilmeye başlandığında neler olur?
 
Burun yerine ağız solunumunu  tercih ettiğinizde, fizik bedenin burun içindeki filtre ve toz tutucularını devre dışı bırakmış olursunuz. Ağız solunumunu tercih edildiğinde, burun mukozası ve burun kılları devre dışı bırakılacağından, yabancı  maddeler rahatlıkla ciğerlere ve alvoellere ulaşırlar. Onları büyük olasılıkla  tahriş ve tahrip ederek, önce iltihaplanmalarına arkasındanda önemli ve kalıcı rahatsızlıklar almalarına yol açabilirler.  
 
Burun deliklerinden ve burun kanallarından yapılan solunumun ciğerlere ve bronşlara ulaşacak havayı, ciğerlerin ısısına uygun olarak ısıtmak veya soğutmak gibi çok önemli görevi vardır.
 
Burun kanallarından geçen hava;burun mukozası vasıtasıyla nemlendirilerek akciğerler için uygun hale getirilirler. Burun yolunun ağız yoluna göre daha uzun olmasıda işlemi kolaylaştırır. Burun yolu havayı arındırır, uyumlandırır ve adeta insiye eder ve sisteme hemen prana salmaya başlar. 
 
Ağızdan nefes almayı alışkanlık haline getirirseniz burun kanallarının ihmal sebebi ile kurumasına, tıkanmasına ve kirlenmesi ne sebebiyet verebilirsiniz. Bu sağlıksız oluşum kan toplanmasına ve iltihaplanmasına yol açar.
 
Eğer burun kanallarıyla aldığınız nefesi, yine burun kanalından vermezseniz, burunda filtre edilip tutulan yabancı maddelerin beden dışına taşınmasını engeller, burun boşluğunda kalmalarına yol açarsınız.
 
Nefesi burun yerine ağızdan aldığınızda, diyaframla burun arasındaki mesafeden daha  kısa bir mesafeye düşersiniz ki, o zaman yeterli basıncın düşmesine sebep olarak ciğerlerin havayı emme ve pompalama gücünü azaltırsınız.     
 
Ağızdan aldığınız hava, yeterli nem oranına sahip olmayan bir yolu seçtiği için, bu yolda yumuşak dokunun çabuk kurumasına ve özellikle ses tellerinin çalışma düzeninin bozulmasına sebebiyet verir.
 
Ağızdan nefes almak nazal bölgede ve bronşlarda istenmeyen mukozalı salgılara yol açabilir.Bu şekilde nefes almaya alışmış olanlar günün birinde ameliyat olmak zorunda kalabilirler. Koriza, ahtapot gibi rahatsızlıklarla sıklıkla karşılaşabililer. 
 
Normal olarak  burun kanallarından geçen havanın  üzerindeki  prana dediğimiz manyetik enerji, beynin hemen altındaki sinüs boşluklarından  geçerken beynin sağ ve sol lopunu  manyetize eder ki sufilerin ve yogilerin  bu amaca ulaşmak için oluşturduk ları çapraz nefes alma teknikleri vardır. Ağızdan solunan hava bu imkanı yok eder.  
 
Horlama denilen  rahatsızlık, sadece ağız yoluyla solunum yapanlarda görülür ve horlama tamamen burnu kullanamama ve doğru nefes alamama sorunu olarak önümüze çıkar. Aldığımız havanın üzerinde içeriye taşınan manyetik etkiler içinde aynı şeyler söz konusudur. Kalıcı enerji blokajlarına sebebiyet vermemek için, nefesin burun kanallarından alınması ve kesinlikle alındığı yerden geri verilmesi gerekir.
 
BURUN NEDEN İKİ DELİKLİDİR ?

Vücudumuza gereken gıdaların alınması için sindirim sistemimize açılan tek bir giriş varken, solunum  sistemimize alınması gereken hava için sağ ve sol burun deliği olarak iki kanal vardır. Sağ veya sol burun deliklerinden nefes almanın ilk bakışta solunumda ve akciğerlerde fark edilir bi değişiklik gözlenmesede, bilimin ortaya çıkardığı son bulgularda çok ilginç enteresan bilgilere ulaşılmıştır.
 
Araştırmaların sonuçlarına göre nefes alıp- vermek aslında tek bir burun deliği ağırlıklı gerçekleşmektedir. Bir  burun deliğinden geçen  hava miktarı, diğerinde
göre birkaç  kat  daha fazla olabilmektedir.
 
Hangi burun deliğinin kullanılacağı vücudun ihtiyacına bağlı ol mak  üzere günün belli  zaman dilimlerinde değişmektedir. Her insanda  daha  yoğun kullandığı eli gibi,  daha  yoğun kullandığı burun deliği söz konusudur. Buna rağmen ağırlıklı kullandığımız burun deliği, gün içinde ve gecede devamlı değişmektedir. Aynı burun deliğinin sürekliliği yoktur. Yoğunlukla kullanım onbeş dakikayla sekiz saat arasındaki bir periyotta değişmektedir. Bu değişmeye tıp dilinde nazal siklus denmektedir.  
 
Bir burun deliği ağırlıklı olarak kullanıldığında, o kanalı takip eden burnun boşluğundaki damarlar daralırken ( dekonjesyon ), burun boşluğunun  kendisi genişler. Bu anda diğer delikte tam  tersine burun  boşluğundaki  damarlar genişlerken ( konjesyon), burun boşluğu daralır.

Burnun  yumuşak dokusu altında bulunan  sinir uçları doğal ola rak beyinle ilişkilidir ve nazal siklus, beynin normal çalışmasına ve fonksiyonlarına  tesir  etmektedir. Eğer sağ burundan nefes alınırsa, ki  bu diğer diğer burun deliği tıkanarakda uygulanabilir, sol beyin de elektrikî aktivite artar ve bu beyinden  elektro ensefalogram ( EEG ) ile izlenebilir.
 
Tersine eğer sol burundan nefes alınırsa, sağ beyinde elektrikî aktivite artar. Bir burundan aşırı hava geçişi o burun  mukozasında  mekanik ve dokunma  duyuları  hâsıl etmektedir. Bu sufilerin ve doğu öğretilerinin kullandığı çapraz nefes çalışmalarının bilim tarafından anlamlandırılmasını ve kabul edilir bir gerçeklik kazanmasını sağlar.
 
Beyin sağ  ve sol olmak üzere iki loptan oluşmuştur. Kişinin iradesi dışında çalışan iç organ faaliyetlerini düzenleyen otonom  sinir sisteminin de iki kolu vardır:
 
Sempatik sinir sistemi,
Parasempatik sinir sistemi.
 
Beynin sol lobu sempatik sinir sisteminin çalışmalarını düzenlerken, sağ lop parasempatik sinir sisteminin çalışmalarında yetkilidir. Sağ burundan nefes alırken farkında olmadan sempatik sinir  sistemine, sol burundan nefes alırken de parasempatik sinir sistemine etki ederek çalışmalarına yün vermiş ve tesir vermiş oluruz .
 
 
Mustafa kartal
Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

okunuyoruz

uyariyazici

Yazı ya da yorum gönderirken nelere dikkat etmeli?

Yorumlarınızın, gönderdiğiniz yazıyla alakalı olması gerekir.

Bir markayı, kurumu ya da şahsı karalayan, hakaret içeren, suç teşkil edebilecek yazılar ve reklam amaçlı metinler sayfalarımızda yayınlanmaz.

Yazılarınızı gönderirken, lütfen Türkçe karakterleri kullanınız.

Yorumlarınıza cevap geldikten sonra silemezsiniz. Gönderirken lütfen dikkat edin.

Lütfen çıktı almadan önce çevresel sorumluluğumuzu düşünerek kendimize soralım : Gerçekten bir kopyaya ihtiyacım var mı? / Please consider your environmental responsibility before printing this e-mail

ortaadsense

sagsutun

AaramaMerkezi

gogglearamagoruntu

Google

AboneMerkezi
aboneol

Mail Abonesi olmak istiyorum


Yazarlarımız

 

 
Anketlerimiz
yeni öss sistemi hakkında bilginiz varmı
öss de ne ki
yok
var

 
Özel Bölümlerimiz

 
Yıllık Arşiv

Mayıs 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

 
SosyalAğlarımız
ninng
Visit Psikoloji ve Egitim Kariyerim

PsikoKariyergrubu
Google Gruplar
PsikoKariyer grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

..ve Reklamlar

googledikeyafis
analytics
alexasayac

amung page counter page counter

teknorati


blograzzi

Psiko-Dan.com; Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Blogu
yatayadsenseb
bloglama
UYARI: Site içerisinde geçen her tür bilgi ve yaklaşım sadece okuyucuyu bilgilendirmek amacıyla kullanılmıştır.Site içerisinde geçen ilaç kullanımı ve hastalıklara yönelik tedavi yaklaşımları tamamıyla teori amaçlıdır ve profesyonel bir kurum ya da uzman bir doktor gözetiminde olmadan uygulanması sakıncalıdır.Bu konuda doğabilecek sorunlarda sitemiz hiçbir sorumluluk kabul etmeyecektir. Bilgilerinize sunarız.
Psiko-Dan.com "Psikolojık Danışma ve Rehberlik Blogu"