cssmenu
yataradsenseust

 
solsutun

 

yanadsense

blogamakule

 

Son Eklenen Fotoğraf
pc net dergisi

İçerik Ortaklarımız

Ana Sayfa > Yazarlarımız > Arş.Gör. S. Çoşgun > ATATÜRK VE TÜRK GENÇLİĞİ
yatayadsensek
ATATÜRK VE TÜRK GENÇLİĞİ

Atatürk, Türkiye Cumhuriyeti’ni Türk Gençliği’ne emanet etmiştir. Hitabede, “Türk Gençliği’nin birinci vazifesi Türk bağımsızlığını, Türk Cumhuriyeti’ni sonsuza dek savunmak ve korumaktır” demektedir.

Türk inkılabı bir diriliş ve yenilik hareketidir. Ülkemizi çağdaşlığa, ulaştırmakta olan Türk gençliği sıkı sıkıya Atatürkçülüğe bağlı olmak zorundadır. Atatürkçülük, akıl ve mantık verilerinden kaynaklanan bir düşünce sistemidir. Milli hakimiyet, tam bağımsızlık, cumhuriyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik, inkılapçılık, akılcılık, barışçılık, çağdaşlaşma Atatürkçülüğün temel ilkeleridir (Pekacar, 1995, s.303).

Bilindiği gibi, Birinci Dünya Savaşı sonunda Osmanlı İmparatorluğu yenilmiş, Sevr Antlaşması gereğince ordularını dağıtmış, yer yer işgallerle memleket parçalanmaya başlamıştı. Memleketimiz bu durumdayken Mustafa Kemal Paşa, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a ayak basarak Milli Mücadele’nin ilk adımını atmış oluyordu. Böylece başlayan Kurtuluş Savaşı’ndan sonra memleket düşmanlardan temizlenmiş ve Cumhuriyet İdaresi kurulmuştu.

Bundan sonra geri kalmışlıktan kurtulmak ve ileri memleketlerin, çağdaş ve muasır medeniyet seviyelerine gelebilmek için siyasal, sosyal, kültürel ve ekonomik birçok reformlar yapılarak bu günlere gelindi.

Atatürk, bu mücadelelerde daima yanında gördüğü ve çok sevdiği gençlere güvenmişti. Daha 1918 yılında Ruşen Eşref’e verdiği bir hatıra fotoğrafında “her şeye rağremn muhakkak bir nur’a doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki payansız muhabbetim değil, bugünün karanlıkları, ahlaksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ziya serpmeğe ve aramaya çalışan bir gençlik gördüğümdendir” ifadesiyle gençlere olan duygularını dile getiriyordu.

Atatürk, bu ve buna benzer nice örneklerden hareketle “Gençler, cesaretimizi güçlendirip devam ettiren sizlersiniz. Siz almakta olduğunuz terbiye ve irfan ile, insanlık meziyetinin, vatan muhabbetinin, fikir hürriyetinin en kıymetli timsali olacaksınız” demiştir. Onun için, onlarla beraber kurtardığı bu memleketi ve kurduğu Cumhuriyet’i: “Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet’i biz kurduk, onu yükseltecek ve devam ettirecek sizlersiniz” diyerek çok sevdiği ve güvendiği gençliğe emanet etmiştir. Ayrıca, Mustafa Kemal gençlere, büyük amacını gerçekleştirmek için Anadolu’ya ayak bastığı gün olan 19 Mayıs 1919’u insanlık tarihinin, insanlık ve medeniyet lehine olarak tatbikini ve gidişini değiştirdiği gün olduğu için gençlere Gençlik ve Spor Bayramı olarak hediye etmiştir.

Yine 1938 Mayıs ayında Eskişehir Hava Okulu’nda, gençlerle yaptığı sohbette: “Hayatta olmak istiyorsan, ben gencin diyene elini uzat. Daima gençleri sev, koru, onlara güven, daima geçlerle çalış, ben yaşlandım diyenden uzaklaş. Eğer ben muvaffak olduysam, başlıca sebebi budur. Ben ömür boyu hep gençleri sevdim, daima gençlerle işbirliği yaptım. Siz de öyle yapın” öğütleri, gençlere olan sevgi ve güveninin en canlı kanıtıdır.

Atatürk, Cumhuriyeti emanet ettiği ve çok sevdiği gençlerin iyi yetişmesi için, büyük bir eğitim seferberliği başlattı. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” diyerek başlattığı bu eğitim seferberliği, O’nun devrinde adeta bir altın çağ yaşamıştır. Eğitim üzerinde o kadar hassasiyetle durmuştur ki, bir sohbetinde “Cumhurbaşkanı olmasaydım, maarif vekili olarak hizmet etmek isterdim” demiştir.

O’na göre, “Eğitimdir ki bir milleti ya özgür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum olarak yaşatır ya da bir milleti köleliğe ve yoksulluğa düşürür”. Bu eğitimi yaptıranlar yalnız ve ancak öğretmenlerdir diyerek onlardan gençleri bilim ve teknolojinin gelişen bilgileriyle yetiştirmelerini istemiştir.

Yine “Dünyanın her tarafında öğretmenler insan toplumunun en özverili unsurlarıdır. Çünkü, onlar okulda genç bireylere, bilgiyi, sevgi, saygı ve bağımsızlık onurunu öğretir” demiştir.

1924’de Samsun’da yaptığı kongredeki konuşmasında, bilimin de devamlı yenilenmesinin gerektiğine işaret ederek “Genç neslin kafası yorulmadan, onun her şeyi almaya ve kolaylıkla sindirmeye elverişli beyni, gerçeğin izleriyle süslenmelidir. Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, başarı için en gerçek rehber ilimdir, fendir. İlim ve fennin dışında rehber aramak gaflettir, cahilliktir, yoldan sapmadır. Binlerce yıl önceki bilim ve teknikle ilgili ilkeleri, kuralları şu kadar bin sene sonra aynen uygulamaya kalkışmak elbette bilim ve tekniğin içinde bulunmak değildir” diyerek çağa uygun eğitimin verilmesini istemiştir.

Atatürk, Cumhuriyet’in sağlam, uzun ömürlü ve köklü olabilmesi için “Düşüncesi özgür, vicdanı özgür, seziş ve anlayışı özgür kuşaklar yetişmesini ister”. Bireyler düşünür olmadıkça kitleler istenen yönlere herkes tarafından çekilebilir diyerek çağdaş görüşlü, laik bir neslin yetişmesini istemiştir. Böylece geleceğin umudu olan gençlerin, kendi kültür, örf ve adetleriyle, laik devlet anlayışı içinde mantığın ve bilimin önderliğinde ülkesini ve milletini seven bir gençlik olarak yetişmesini isteyerek ancak böyle bir gençliğin emanet edilen Cumhuriyet’i ilelebet koruyacağına inanıyordu. Bu ise, ancak Atatürkçü düşünceye sahip çağdaş, laik görüşlü eğitim kadrosuyla mümkündür. Çünkü, ancak böyle bir kadronun eğitimiyle kişilik bulmuş gençlik istenen çağdaş görüşlü nesil olur (Banoğlu, 1991, s.116-121).

                                                                                                                Semra COŞGUN

                                                                            Psikolojik Danışman - Rehber Öğretmen

 

 

 

 

 

 

ATATÜRK’ÜN EĞİTİM GÖRÜŞLERİ

Atatürk, Cumhuriyet Dönemi Türk Eğitim Sistemi’ni en fazla etkileyen kişilerin başında gelir. Atatürk, her türlü kalkınma ve değişmede temel etkenin eğitim olduğunu çok iyi kavramış ender liderlerden biridir.

Eğitim ve öğretime ilişkin görüşleri aşağıdaki haliyle özetlenebilir:

-Eğitim işlerinde derhal başarılı olmak gerekir. Bir milletin gerçek kurtuluşu ancak bu şekilde olur. Bu zaferin sağlanması için hepimizin tek can ve tek düşünce olarak temel bir program üzerinde çalışması zorunludur. Bence bu programın esaslı noktaları ikidir. Bunlar: Sosyal hayatımızın gereksinimlerine (ihtiyaçlarına) uygun olması ve çağın gereklerine uymasıdır.

-Bütün köylüye okumak, yazmak ve vatanını, milletini, dinini, dünyasını tanıtacak kadar coğrafi, tarihi ve ahlaki bilgiler vermek ve hesap öğretmek milli eğitim programımızın ilk hedefidir. Bu hedefe varmak, eğitim tarihimizde kutsal bir aşama oluşturacaktır.

-Eğitim kavramı yanlış olarak kullanıldığı zaman, herkes buna kendine göre bir anlam verir. Ayrıntıya girilirse, eğitimin hedefleri, amaçları ortaya çıkar. Ben burada yalnız Türk Cumhuriyeti’nin yeni kuşağa vereceği eğitimin Milli Eğitim olduğunu kesinlikle belirttikten sonra diğerleri üzerinde durmayacağım.

-Okullarda öğretme görevinin güvenilir ellere bırakılması, ülke çocuklarının o görevi kendine hem bir meslek, hem bir ülkü sayacak bilgili ve saygın öğretmenler tarafından yetiştirilmesini sağlamak için öğretmenlik öteki yüksek meslekler gibi giderek ilerlemeye ve her türlü koşullarda refah sağlamaya uygun bir meslek konumuna getirilmelidir. Dünyanın her tarafında öğretmenler insan topluluğunun en özverili ve en saygın öğeleridir.

-Pozitif bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, düşünce eğitiminde olduğu kadar beden eğitiminde de becerisi artmış ve yükselmiş olan erdemli, güçlü bir kuşak yetiştirmek ana siyasetimizin açık direğidir.

-Milli ahlakımız uygar ilkelerle ve özgür düşüncelerle beslenmeli ve desteklenmelidir. Bu çok önemlidir. Özellikle dikkatinizi çekerim. Tehdit esasına dayanan ahlak, bir erdem olmaktan başka, güvene de layık değildir.

-Bir millet eğitim ordusuna sahip olmadıkça savaş meydanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin yaşayacak sonuçlar vermesi eğitim ordusuyla mümkündür.

-Öğretmenler, Cumhuriyet’in özverili öğretmen ve eğitimcileri yeni kuşağı sizler yetiştireceksiniz. Yeni kuşak sizlerin eseriniz olacaktır. Eserin değeri sizin beceriniz ve özverinizin ölçüsüyle orantılı bulunacaktır.

-Cumhuriyet sizden, fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür kuşaklar ister.

-Atatürk’ün eğitime ilişkin düşünceleri, yalnız Türk toplumunu değil, aynı zamanda bağımsızlık ve özgürlük savaşı veren ve kalkınmayı temel amaç edinmiş tüm ulusların önünde izlenecek bir ışık olmuştur.

-Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize görecekleri öğrenim sınırı ne olursa olsun öncelikle ve her şeyden önce Türkiye’nin geleceğine, kendi benliğine, ulusal geleneklerine düşman olan bütün öğelerle mücadele etmek gerekliliği öğretilmelidir.

-Eğitimdir ki bir milleti, şanlı ve yüksek bir toplum olarak yaşatır ya da bir milleti köleliğe ve yoksulluğa düşürür.

Atatürk, çağdaş temeller üzerine attığı Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi deyimiyle “Türkiye Cumhuriyeti ebediyen yaşayacaktır” ülküsünün gerçekleşebilmesinin ancak iyi eğitimli ve çağdaş değerlerle donatılmış genç insanlarla olanaklı olabileceğini, bunun yolunun ise demokratik eğitimden geçtiğine inanmaktadır.

Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

okunuyoruz

uyariyazici

Yazı ya da yorum gönderirken nelere dikkat etmeli?

Yorumlarınızın, gönderdiğiniz yazıyla alakalı olması gerekir.

Bir markayı, kurumu ya da şahsı karalayan, hakaret içeren, suç teşkil edebilecek yazılar ve reklam amaçlı metinler sayfalarımızda yayınlanmaz.

Yazılarınızı gönderirken, lütfen Türkçe karakterleri kullanınız.

Yorumlarınıza cevap geldikten sonra silemezsiniz. Gönderirken lütfen dikkat edin.

Lütfen çıktı almadan önce çevresel sorumluluğumuzu düşünerek kendimize soralım : Gerçekten bir kopyaya ihtiyacım var mı? / Please consider your environmental responsibility before printing this e-mail

ortaadsense

sagsutun

AaramaMerkezi

gogglearamagoruntu

Google

AboneMerkezi
aboneol

Mail Abonesi olmak istiyorum


Yazarlarımız

 

 
Anketlerimiz
yeni öss sistemi hakkında bilginiz varmı
öss de ne ki
yok
var

 
Özel Bölümlerimiz

 
Yıllık Arşiv

Mayıs 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

 
SosyalAğlarımız
ninng
Visit Psikoloji ve Egitim Kariyerim

PsikoKariyergrubu
Google Gruplar
PsikoKariyer grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

..ve Reklamlar

googledikeyafis
analytics
alexasayac

amung page counter page counter

teknorati


blograzzi

Psiko-Dan.com; Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Blogu
yatayadsenseb
bloglama
UYARI: Site içerisinde geçen her tür bilgi ve yaklaşım sadece okuyucuyu bilgilendirmek amacıyla kullanılmıştır.Site içerisinde geçen ilaç kullanımı ve hastalıklara yönelik tedavi yaklaşımları tamamıyla teori amaçlıdır ve profesyonel bir kurum ya da uzman bir doktor gözetiminde olmadan uygulanması sakıncalıdır.Bu konuda doğabilecek sorunlarda sitemiz hiçbir sorumluluk kabul etmeyecektir. Bilgilerinize sunarız.
Psiko-Dan.com "Psikolojık Danışma ve Rehberlik Blogu"