Eğitim, bir milletin bekasını sağlayabileceği gibi, sonunu da hazırlayabilir. Bir ülkenin eğitim seviyesi, o ülkenin gelişmişlik düzeyi ile doğru orantılıdır.
Eğer eğitim seviyesi yüksek ise, o ülkede refah düzeyi de yüksek, eğitim seviyesi düşük ise refah düzeyi de düşük olmaktadır. Ülkenin kalkınmasında başrolü oynayan eğitim, eğitimli kişilerce yürütülmelidir.
Ehil olmayan kişilerce yapılan faaliyetler, o eğitime tabi olanlar için bir faciadır. Eğitilme isteğinde olan bireylerin bu isteklerinin körelmesine yol açtığı gibi, eğitilmiş olduğunu sanma gibi bir yanılgıya da sebep olabilir. Bu yanılgının akıntısına kapılmış, milyonlarca insanın yaptığı tahribatlar ülkemizin geleceğini tehdit etmektedir.
Milletimizin temel değerlerine sahip olmayan, Türk kültürüne, bir Fransız kadar Fransız olan insanların, gençlerimizi eğitmekle görevli olmalarından daha büyük bir felaket olabilir mi? Türkçe konuşmaktan aciz insanlar Türkçe dersi veriyorsa, Tarihi tersten okuyanlar tarih öğretiyorsa, İngilizce öğrenmek-öğretmek Türkçe öğrenmek ve öğretmekten daha önemliyse... Bu işin sonu nereye varacak? Öz yurdumuzda garipliğimiz, yabancılığımız daha ne kadar sürecek?
Eğitimle bir alakası olmayan kişilerin; öğrenme uzmanı, kişisel gelişim uzmanı gibi kendilerinden mamul isimlerle ortalıkta cirit atmalarına dur diyecek olmayacak mı? Kendilerini eğitimci olarak takdim eden, pazarlamacılar daha ne kadar at oynatacaklar? Bu işin bir etiği, raconu olmayacak mı? Sağlıkçı olmayanın sağlıkçılık yapması, hukukçu olmayanın hukukçuluk yapması suç teşkil ederken, neden eğitimci olmayanların, eğitimcilik yapması yasal kabul ediliyor? Eğitim, sağlıktan, hukuktan daha mı az önemli?
Eğitim sektörü, iş bulamayanların uğradığı, yol geçen hanına dönüştü. Psikolojiyle ilgili bir iki kitap okuyan; kamu yönetimcisi, hukukçusu, ilahiyatçısı, mühendisi, vb. işsizler gurubu koca koca etiketlerle (öğrenme uzmanı, kişisel gelişim uzmanı, aile danışmanı vs.) köşelenmekteler. Bu alanlara yıllarını veren insanların emeklerini çalma, ekmeklerine ortak olma ahlaksızlığını cesaretle sergilemekteler?
Yarım doktor candan, yarım hoca dinden eder.” atasözünde belirtildiği gibi yarım eğitimciler de insanımızı eğitimden mahrum etmektedirler. İçi boş sözlerle, şov yapmakta, insanımızı aldatmaktadırlar. Kullandıkları etiketleri onlara kim vermiş, nerden almışlar? İdari Bilimlerden mezun olduktan sonra Sınırsız Güç’ü okuyarak, kendini kişisel gelişim uzmanı zanneden birinin verdiği konferansta, bir arkadaşım bana, “Bu nerde hoca?” diye sordu. “Ne hocası be kardeşim, gördüğün gibi her üç dakikada, beş dakikada bir, bir şey pazarlayan bir pazarlamacı karşında gördüğün.” Yıllarca eğitim bilimine, psikolojiye emek veren hocaların, olması gerektiği kürsüleri işgal ettikleri için, hoca havası estiriyorlar. Bu işin etiği?...
Etik dedikleri biz eğitimcilere mahsus. Eğitimci olmayanların etiği de olmuyor, zaten kimse de onlara etiği sormuyor. Alenen yapılan sahtekarlıklar, aldatmacalar niye hiç gözükmez, anlamış değilim? Canım memleketim kimlerin eline kaldın?
“Eğitim, eğitimle alakası olmayan insanların yaptığı iş; Eğitimci, herhangi bir eğitimi olmayan kişidir.” diyesi geliyor insanın. Yine yağmur yağıyor bahçemize, yağmur kara dönüşecek ve biz üşümeye devam edeceğiz. Bahar ne zaman gelecek? Yaza kavuşabilecek miyiz?
Millet olarak, ısınmaya öyle muhtacız ki?...
Mehmet POLATOĞLU
(Yazar-Psikolojik Danışman)
AaramaMerkezi
AboneMerkezi
Yazarlarımız
| Pzr | Pzt | Sa | Ça | Pe | Cu | Cts |
| 1 | 2 | 3 | ||||
| 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | 10 |
| 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | 17 |
| 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | 24 |
| 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | 31 |
|
|
| PsikoKariyer grubuna kayıt ol |
| Bu grubu ziyaret et |
..ve Reklamlar