Prof. Kiang, Konfüçyüs’ün fikirlerine göre büyütülmüş; ama kendi ifadesiyle bir Müslüman gibi yaşıyor. Sigara ve alkol kullanmıyor. Az yemek yiyor, her gün sadece 3 saat uyuyor, birden fazla kitabı okuyup bitiriyor. Başkalarıyla beraber olduğunda onlarla faydalı sohbetler yaparak bir şeyler öğrenmeye ve aynı anda öğretmeye çalışıyor. Bunu yapamazsa eline geçirdiği bir kitabı, gazeteyi okuyor, o da olmadı, 3-5 dakikalığına şekerleme yapıyor. İlerlemiş yaşına rağmen çok dinç. İki senede bir pasaportunun sayfalarını dolduracak ölçüde çok seyahat ediyor. Yılda birkaç defa Çin’e gidiyor. Çin Tıp Birliği’nin ve Şanghay’daki Fudan Üniversitesi’nin danışmanı, 3 farklı üniversitenin de onursal profesörü. Sadece tıpla, elektronikle değil, eğitimle, bilim tarihiyle, kütüphanecilikle, uluslararası ilişkilerle, istatistikle, matematikle, fizikle, kısacası her şeyle ilgileniyor.
Doktorlar gelecekte DNA’nıza bakıp ilaç yazacak
Konferanslarınızda neler anlatıyorsunuz?
Bazen tıp, biyoloji, bazen uluslararası ilişkiler hakkında konuşuyorum. İnsanlar neden savaşıyorlar? Niye bazı ülkeler zengin, bazı ülkeler fakir? Bu soruların cevapları tamamen farklı alandan gelebilir. Bütün doktorlar bilir ki, bir ilaç bütün hastalara yaramaz. Doktorun yazdığı ilaç sizi iyileştirebilir de, öldürebilir de. Aynı ilaç farklı insanlarda farklı etkilere yol açar. Gelecekte doktor sizin DNA’nıza bakarak diyecek ki bu ilaç sizi iyileştirir. Yani tıbbın amacı tedaviyi bireyselleştirmek. Bazı ilaçların geri çekilmesi ile alakalı bazı haberler gazetelerin ilk sayfalarında yer aldı. Vioxx gibi romatizma tedavisi için kullanılan ilaçları kullanan bazı kişilerin kalp krizinden öldükleri ortaya çıktı. İlaç firmaları bu ilaçları piyasadan çekmek ve onlarca milyon dolar tazminat ödemek zorunda kaldılar. Belki bu ilaçlar birçok insana yarayacaktı. Eğer DNA’nızı bilselerdi, size uygun olan ilacı verecekler, başkasına uygun olmayacağı için vermeyeceklerdi.