cssmenu
yataradsenseust

 
solsutun

 

yanadsense

blogamakule

 

Son Eklenen Fotoğraf
pc net dergisi

İçerik Ortaklarımız

Ana Sayfa > Yazarlarımız > Yrd.Doç. M. Zeki Ilgar > KÜRESELLEŞME DİN VE AHLAK
yatayadsensek
KÜRESELLEŞME DİN VE AHLAK
Yard.Doç.Dr.M.Zeki İlgar

Yeni dünya düzeninde ekonominin çok fazla önem kazanmasıyla birlikte insanların manevi alanda bir boşluk içinde kaldıkları görülmektedir. Oysa insanların bilişsel ve duyuşsal alanlarda sağlıklı olabilmeleri için manevi ihtiyaçlarının da karşılanması gerekir
Küreselleşme sürecinin ekonomik alanda ortaya çıkardığı gelir dağılımı adaletsizliğini önleyebilmek için ahlaksal çöküntünün önlenmesi sağlanmalıdır. Bu bağlamda din eğitiminin ve din konusundaki olumsuz tutumların yeniden değerlendirilmesi düşünülmelidir.
Bilişim ve iletişim alanındaki hızlı gelişmeler dinlerin küreselleşmesini de kolaylaştırmıştır. Evrensel olma iddiasındaki tüm dinler için yaygınlaşma kolaylığı sağlayan gelişmeler yukarıda ifade edilen olumsuzlukları dengeleme potansiyeline sahiptir.
İnsan hakları ve etik ilkeler alanındaki bilinçlenme ahlaksal gelişimi destekleyici ve ahlaksal çöküntüyü önleyici bir özellik kazanabilir.
Denilebilir ki küreselleşme diye adlandırılan sürecin olumsuz yönleri dinler-arası diyaloğun güçlendirilmesi ve din düşmanlığının önlenmesiyle olanaklı görünmektedir.Kanımca geçiş ülkeleri denilen gelişmekte olan toplumların bu konudaki çalışmaları ciddiyetle izlemeleri ve bu çalışmalara ev sahipliği yapmaları yararlı olacaktır

RELIGION AND MORALE IN GLOBALIZATION
It has been observed that human-beings are ın a spiritual vacuum since the economy is gaining importance in the new world order.Howaver,in order to be healthy both congnitively and intuitively they are provided with spiritual needs.
In order to prevent injustice concerning incoming dispersion caused by globalization,moral bankruptcy should be prevented.İn this context,religion education and the attitudes towords religion should be re-evaluated.
The fast developments in communicative and informative areas have made the globalization of religius being easy.The developments providing widespread easinecs for the religions claming universal have a potential to balance the mentioned negatives.
The consciousness concerning human rights and ethic principles may gain a place which supports moral improvement and prevents moral bankruptcy.
It is said that the negative sides of globalization may may be provented by healing religion hostility and reinforcing dialogies among religions.I think,developing communities which are called transition countries should follow the studies seriously and should be hosts to such studies.

Giriş

Küreselleşme nedir? Küreselleşme yandaşı veya karşıtı olmakla etkileyebileceğimiz bir süreç midir?İnsanlığın tarih boyunca yaşadığı değişimin bugünkü boyutu olarak değerlendirebileceğimiz bu süreçten yararlanabilir miyiz? Olumsuz etkilerinden daha fazla etkilenmemek için neler yapabiliriz?Din ve ahlak gibi manevi kurumlardan bu konuda nasıl yararlanabiliriz..
Tanımlamadan önce küreselleşmeye ilişkin kuramsal yaklaşımları gözden geçirelim.
Karl Marx küreselleşme kavramını kullanmadan kapitalizmin küreselleştirici etkisinden bahseden ilk düşünürlerden biridir.Engels ile birlikte hazırladıkları Kominist Manifestoda sanayileşme ve coğrafi keşiflerin yanında burjuvazinin rolünü analiz etmişlerdir.
Modern sanayi,amerikanın keşfiyle hızlanan dünya pazarını yarattı.Dünya pazarı,ticarete,gemiciliğe,kara ulaştırmacılığına olağanüstü bir gelişme kazandırdı.Bu gelişme de sanayinin yayılmasını etkiledi;ve sanayinin,ticaretin,gemiciliğin,demiryollarının genişlemesine paralel olarak,burjuvazi de aynı ölçekte gelişti,sermayesini artırdı ve ortaçağdan kalma bütün sınıfları geri plana itti.(Marx ve Engels,1977,s.11)
Marx ve Engels(1997)e göre ;bu süreçte burjuvazi kırsaldan kentsele doğru göçü hızlandırmış;nüfusu,üretim araçlarını ve mülkiyeti merkezileştirmiş;merkezi hükumetleri güçlendirerek ulus devletlerin ortaya çıkmasını sağlamakla kalmamış;dünya çapında küresel etkiler yaratmıştır.ulus-devleti ve ulusal pazarı yaratan bu süreç dünya çapında bir merkezileşmeye yol açarak,kırsalı kantsele,yarı-barbar ülkeleri uygar ülkelere,doğuyu batıya bağımlı kılmıştır.
Modern Dünya Sistemi adlı eseriyle Wallerstein sistematik bir yaklaşım ortaya koymuştur.Küreselleşmeye ilişkin analizinde,öğelerden çok sistremi öne çıkarmaya çalışarak ve sistemin öğelere indirgenemeyeceğini vurgulayarak önemli katkı sağlamıştır.
Günümüz dünya sisteminin en önemli yapılarından biri merkez ve çevre ülkeleri arasındaki iktidar ya da güç hiyerarşisidir.Bu hiyerarşi içinde güçlü ve zengin ülkeler merkezi,fakir ve zayıf ülkeler çevreyi oluşturmakta,merkez çevreyi sömürmekte ve ona egemen olmaktadır.Dünya sistemi içinde çevre ülkeleri,modernleşme teorilerinin savunduğu gibi,daha merkez ülkelerin geçmiş olduğu aynı yollardan geçmekten çok kendi bağımlı statülerini yeniden üreten bir gelişim sürecini yaşamaya zorlanmaktadırlar.Gelişen olgu sistemin tamamıdır,yoksa sadece sistemin parçaları olan ulusal toplumlar değildir.Çevre ve merkez hiyerarşisinde aşağıya ve yukarıya doğru bireysel hareketlilik örnekleri gözlenmekle birlikte,süreç içinde birbirlerine göre konumları nispeten sabit kalmaktadır.Bu ikisi arasında da yarı çevre ülkeler yer almaktadır.(Chase-Dunn ve Grimes 1995:388-389)
Samir Amin ,kapitalizm ve onunla bağlantılı sorunları ele aldığı eserlerinde kapitalizmin dünya ölçeğinde gelişen bir sistem olarak ortaya çıkışının kutuplaşmaya yol açtığını savunmaktadır.Amin kutuplaşma olgusuna ana özelliğini kazandıran öğeler olarak;sanayi devrimi ile burjuva ulusal devletin oluşumunu görmektedir.Amin(1995:8) e göre koşulların değişmesine karşın kutuplaşma aşağıda sıralanan yeni olgularla şekillenmektedir:
-Teknoloji alanında çağdaş merkezlerin yararlandığı tekeller,
-Dünya çapında para akımını kontrol eden tekeller,
-Doğal kaynakları sınırsızca kullanan tekeller,
-Medya ve iletişim alanında faaliyet gösteren,küresel kültürü
standartlaştıran,siyasal yönlendirme bakımından yeni kanallar açan
tekeller
-Tahrip gücü yüksek ağır silahlar alanında etkinlik gösteren tekeller.
Sonuç olarak Amin,kutuplaşmanın yeni biçimleriyle tanımlanan bir dünya düzensizliğinden doğan kaostan kurtulmak için alternatif bir insancıl küreselleşme tasarısının geliştirilmesi gerektiğini savunur.(Yüksel,2001.s.38-39)
Küreselleşme sürecine ekonomik,siyasal ve sosyo-kültürel etkenler açısından bakan Anthony Giddens(1994),küreselleşmeyi toplumsal hayatı tümüyle kuşatan bir süreç olarak görür.Giddensa göre modernleşme sürecinin gelişiminde ulus-devlet ile sistematik kapitalist üretimin özel bir yeri vardır.
Giddens,ulus-devletleri,küresel siyasal düzenin temel aktörleri olarak görürken;uluslarötesi şirketleri de küresel ekonomi düzeninin başat failleri olarak değerlendirir.
Buna göre herhangi bir devletin küresel siyasal düzendeki etkisi,o devletin ekonomik gelişmişliği ile yakından ilintili olmakla birlikte devletler güçlerini asıl kendi egemenlik yetkilerinden alırlar.Devletler,birer ekonomi makinesi olmaktan çok,topraklarını saldırılardan koruyan,ulusal kültürlerini geliştirmeye çalışan,diğer devletlerle stratejik-jeopolitik ilişkilere giren aktörler olarak küresel sistem içinde etkinlik gösterirler.


Roland Robertson,küreselleşme sürecine kültürel bir bakış açısı getirmiştir.Giddensı küreselleşme kuramında kültürel sorunları ciddi olarak ele almadığı için;Wallersteinı giderek genişleyen dünyayı kapitalist değişim sisteminin gelişmesiyle açıkladığı ve ekonomiyi fazla önemsediği için eleştiren Robertson küreselleşmeye sağlam sosyolojik temeller oluşturmaya çalışmıştır.
Robertson için küreselleşme,farklı hayat formlarının problematik bir bağlantısını gösterir.Küreselleşme,modernleşmenin basit bir sonucu veya aydınlanma düşüncesinin bir sonucu olarak görülmemelidir.Küreselleşme,hem dünyanın küçülmesini hem de dünyanın bir bütün olduğu bilincinin yoğunlaşmasını ifade eden bir kavramdır.Giderek artan ölçüde küreselleşen dünyada sosyal,etnik,bölgesel,bireysel kimliğin,uygarlığa ilişkin bilincin,kendi kendisinin farkına varmanın yükselişi de söz konusudur.(Robertson,1994)
Dinin küreselleştirici etkisine de değinen Robertson bu görüşünüşöyle ifade ediyor: küreselleşmeye ilişkin düşüncelerimden bir bölümü din sosyolojisi perspektifi içerisinde geliştirildiyse de kesinlikle onunla sınırlı değildir.Bu bağlamda gündeme getirilen sorunların,toplumsalcı ve diğer duruş noktalarının göreceleştirilmesinden doğan,ayrıca da kimliğin,özellikle de kolektif kimliğin ayrılmaz bir parçası olan sorunlar olduğunu belirtmek gerekiyor.(Robertson,1999.Çev.Yolsal)
Din ve Küreselleşme adlı eserinde Peter Beyer dini aşkın varlıkla insan arasında bir iletişim olarak tanımlamaktadır.Beyer e göre küresel toplumda dinin oynadığı rolün ön plana çıkan özelliklerinden birincisi;edilginleştirici ve geriletici bir güç olmayıp harekete geçirici bir güç olmasıdır.İslami hareketlerin ivme kazanması ve İran devrimi gibi süreçler,dinin küreselleşmeyi tersine çevirmekten çok etkin olma çabasıdır.Global to*lumda dinin oynadığı ikinci rol ise belirli bir grubun kimliğini temsil etmesidir.Dinin sadece sınırlı ve belirli bir grubun kimliğini temsil etmesi göreceleşme ve marjinalleşme işareti olmakla birlikte,dini inançların tekrar canlılık kazanması,global sistemi etkileme yarışında önemli bir güç oluşturur.(Küçükcan,2002)
Yukarıda ifade edilen kuramsal yaklaşımlar şu anda yeryüzünde etkisini yoğun olarak hissettiren küreselleşmenin Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla hızlanan ;dünyanın farklı yerlerinde farklı ölçüde hissedildiğini;toplumların gelişmişlik düzeylerine göre etkileyebilecekleri bir süreç olduğunu göstermektedir.
Güvençin belirttiği gibi küreselleşme bir süreçtir ve şu ya da bu devletin veya devletlerin iradesinden,politikasından bağımsız bir dinamiktir.Ama bu süreç içinde her devlet,başındakilerin bilinci ve ülkenin gücü ölçüsünde etkin veya edilgin bir tavır alabilir ve süreci etkileme az çok yönlendirme şansına sahip olabilir veya süreçten etkilenme,yönlendirilme durumunda bulunabilirler.(Güvenç,1998)
Elbette uluslar arası sermaye bu süreçten yararlanmak için çaba sarfedecek,elbette kapitalist sistem küreselleşmeyi kendisine dayanak yapacak,ABD dünyayı istediği gibi şekillendirmek isteyecektir.Buna karşın gelişmekte olan ülkelerin aydınları ve yöneticileri küreselleşmeyi iyi okuyarak,dünyada olup bitenleri iyi görerek gerekli önlemleri alacaklardır.
Bu konuda sağlam bir kimlik kazandırarak ve psiko-sosyal ihtiyaçları karşılayarak günümüz insanını küreselleşmenin çelişkilerinden ve olumsuz etkilerinden koruyan kurumlar olarak din ve ahlak değerlerini güçlendirmek çağdaş bir tedbir olabilir.Bu amaçla çalışmanın konusu küreselleşme din ve ahlak olarak alındı.
Küreselleşmenin çelişkilerini Baskın Oran şöyle sıralıyor:
1-Küreselleşme batı etkisini her tarafa yayılması demek olduğu için bir homojenleşme sağlıyor.Ama aynı anda da her çeşit farklılığı,hatta bölünmeyi getiriyor:Etnik çatışmalar,farklı kültürlerin güçlenmesi,vs.
2-Batı üstyapısında bulunan,insan ve azınlık hakları getiriyor.Diğer yandan bu hakların anti tezi olan güçlü iktidar özlemlerini,hatta güçlü iktidarın kendisini peşinden sürüklüyor,
3-Bireyi yüceltiyor.Ama aynı anda bireyi mahvetmeye çalışan toplumsal birimleri de güçlendiriyor,
4-Yerel dilleri,özellikle kaybolmaya yüz tutmuş ilkel dilleri teşvik için büyük fonlar tahsis ediyor.Diğer yandan ingilizceyi gerçek bir Esperanto(dünya dili)yapmak için uğraşıyor,
5-Ulusal devleti durmadan zayıflatıyor.Öte yandan uluslar arası sermayenin yatırımını koruması için bu devletin polis işlevini güçlendiriyor,
6-Dünya halklarını fukaralaştırıyor.Öte yandan borçlandırarak tüketiciliği körüklüyor.(Oran,2001,s.46-47)
Tüm bu çelişkileri yaşayan ve bu çelişkilerin yol açtığı olumsuzlukları yaşayan bireylerin düştüğü bunalımı azaltmak; güçlü olmalarını sağlamak için psikolojik danışmanlık hizmetleri yanında din ve ahlak değerlerinden yararlanabileceğimizi düşünüyorum.

Din;inanılıp bağlanılan düşünce,inanç ve ülkü veya insanların anlayamadıkları,karşısında güçsüz kaldıkları doğa ya da toplum olaylarını gizemsel nitelikli güçlerle açıklama olgusu;benzer nitelikli tasarımların kurallar,kurumlar,törenler ve simgeler biçiminde örgütlenmesini sağlayan düzen olarak tanımlanır.(Eroğlu,2000,s.96)
Ahlak ise;öğrenmeler sonucunda oluşan,insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyerek toplu halde yaşamayı kolaylaştıran;inanç sistemine bağlı olarak kişiliğin bir boyutu olarak gelişen değerler sistemi diye tanımlanır.
Din ve ahlak birbirinden kısmen bağımsız oluşan ama insan davranışını birlikte şekillendiren etkenlerdir.Küreselleşme karşısında bunalan bireylerin ve toplumların bu konuda güçlendirilmeleri yakın geleceğin sorunlarını azaltacaktır.
İnsanların inanma ihtiyacı evrensel olduğuna göre bazı inanç sistemlerinin evrenselleşmesi de doğal karşılanmalıdır.Dünyayı global bir köy haline getiren bu süreç karşısında tamamen savunmasız kalan yoksul insanları korumak sadece yasalarla gerçekleştirilemez.
Aileyi, dini ve ahlaki değerleri yok ederek insanları sömürme düşüncesi tüm insanlığa çok pahalıya patlamaktadır.Böylece insanlıktan uzaklaşan hasta bireyler küreselleşmenin sağladığı olanaklarla çok korkunç terör eylemleri planlayıp insafsızca uygulayabilirler.
Manevi değerleri yok ederek daha özgür bireyler yetiştirebiliriz düşüncesinin yanlışlığının anlaşılmasıyla bir çok bilim adamı bu konuda sağlıklı yorumlar yaparak insanlığa hizmet etmişlerdir.

Molinowskinin ne kadar ilkel olursa olsun,dinsiz ve büyüsüz halk yoktur(1990,s.7)şeklinde ifade ettiği gerçekliği yadsıyamayız.
Molinowski ve Durkheim gibi sosyoloğlara göre din sosyal yaşamın önemli bir parçasını oluşturuyorsa bazı işlevleri olmalıdır.Bunlar:sosyal dayanışmanın ve adaptasyonun sağlanması;günlük yaşam döngüsünün anlamlandırılması;meşrulaştırma gibi işlevlerdir.Bu işlevleriyle toplumsal bir kurum olarak dinin önemini inkar edemeyiz.(Gümüş ve Gömleksiz,1999,s.83)
Geertz küresel bir sistem olarak kabul ettiği din konusunda şöyle diyor: sorun şu anda gereğinden fazla bulunan din tanımlarının üretilmesi değildir.Önemli olan hangi görüşlerin ve davranışların hangi koşullar altında hangi inanışları oluşturduğunun saptanmasıdır.Günümüzde önemli olan dinin tanımı değil tanınmasıdır.(Geertz,1991,s.15)
Eric Froom Psikanaliz ve Din adlı eserinde özetle şu değerlendirmeyi yapıyor. Büyük dinlerin özü aynıdır:bilgiye ve bağımsızlığa ulaşmak,acıların azaltılması,sorumluluk duygusunun gelişmesi.Kısaca;insanın doğru yaşaması,sevmeyi bilmesi ve evrimleşmesi.(Froom,1992)
W.Jamese göre din;insanların ilahi olarak inandıkları varlıkla,huzurunda bulunduklarını düşündükleri sürece tek başlarına edindikleri tecrübeler,etkinlikler ve duygulardır.(Kula,2001,s.48)
Weberin din üzerine yazdıkları Durkheiminkinden farklı olarak,din ile toplumsal değişme arasındaki ilişki üzerine yoğunlaşır.Durkheim bu konuya pek değinmemiştir.Weber bu konuda Marxtan da ayrı düşmektedir;ona göre dinin mutlak surette tutucu olması diye bir şey söz konusu değildir.Tersine dinin esinlediği hareketler önemli ölçüde toplumsal dönüşüme imza atmıştır.(Giddens,2000.s,197)
Psikoloğ ve sosyoloğların görüşlerinden hareketle din ve ahlak konularında ideolojik tutumların fazla bir anlamı kalmadığını söyleyebiliriz.Artık eski ideolojik alışkanlıkları bir tarafa bırakarak din ve ahlak alanındaki yetersizliklerin giderilmesine çalışmalıyız.Özellikle din eğitimine daha çok önem vererek yeni nesillerin dinlerini sağlıklı yollardan öğrenmeleri,ibadetlere katılmaları sağlanmalıdır.
Bunun yanında,dinin küreselleştirici etkisinden de yararlanmak durumundayız.Kültürler arası iletişimi sağlayan ve sürdüren araçlardan biri olarak dinden yararlanabiliriz.Dinsel içerikli birliktelikler,hac benzeri seyahatlar insanların kaynaşmalarını sağlamaktadır.Ayrıca dinsel törenlerin toplumsal birliktelikleri sağlayarak bireyleri yalnızlıktan koruduğunu da ifade etmeliyiz.
Sonuç olarak diyebiliriz ki küreselleşme yandaşı veya karşıtı olmakla bir şey elde edemeyiz.Gelecekte nasıl bir dünya düzeni oluşacağını net olarak göremiyoruz.Ancak değişimin çok hızlı olduğunu ne olup bittiğini anlamadan bazı değişmelerin yaşandığını biliyoruz.Bu değişmeleri izleyemeyenlerin uluslararası yarışta söz sahibi olmaları beklenemez.
Gelişmiş ülkeler ellerindeki bilişim ve iletişim olanaklarını kullanarak küreselleşme sürecini yönlendirebilmektedirler.Bu olgu küreselleşme düşmanı olmakla değiştirilemeyeceğine göre,bu konuda ne yapabileceğimize yoğunlaşmalıyız.Aynı şekilde din düşmanı olmakla da , dine karşı duyarsız olmakla çağdaşlaşamadığımızı biliyoruz.Din konusunda ve ahlak konusunda bilimsel çalışmalar yapılmasına izin vermeliyiz.
Bölge ülkelerinde dinin diğer kurumlarla ve dinler arasında diyalog kurmasını kolaylaştırıcı organizasyonlara yer verilmesinin uygun olacağını düşünebiliriz.Azerbaycan ve diğer ülkelerin bu konuda Türkiyenin birikiminden yararlanabileceklerini söyleyebiliriz.Geçtiğimiz yıl beşincisi yapılan Abant Platformu toplantılarında oluşan uzlaşma kültürü yeni açılımlar yaratmaktadır.
Bu toplantılarda Türkiyenin ve dünyanın çeşitli yerlerinden gelmiş akademisyen,işadamı,gazeteci,parlamenter ve din adamı katılımcılar yaptıkları tartışmalarla hoşgörü kültürüne katkı sağlamaktadırlar.
Benzeri organizasyonları kafkasya,ortaasya,ortadoğu ve balkan ülkelerinde düzenlemek için yapılan çalışmaları hızlandırarak;küreselleşmenin getirdiği olumsuzlukları azaltabilir,hatta küreselleşme sürecini kontrol edebiliriz.
Dördüncü Abant Platformunun sonuç bildirisini sunarken Hüseyin Çelik şöyle diyor:Katılımcılar arasında Marksist,Liberal,Milliyetçi,İslamcı,Kemalist gibi ideoloji sahipleri ile beraber Ermeni,Yahudi,Türk vatandaşları vardı. Alevi dedesi olan bir katılımcı toplantılara farklı bir renk kattı.Siyasetçi,bilim adamı,gazeteci,işadamı ve devlet adamı olan müzakereciler farklı dünya görüşlerine sahip olmalarına rağmen medeni insanlardan beklenen bir duruş sergilediler.Çelik,2001)
Kanaatimce Baküde gerçekleştirilen bu konferans küreselleşme sürecinin çok yönlü olarak irdelenmesini sağlayacaktır.Bu sayede bölgesel bir bilinçlenme sağlanacak küreselleşmenin olumsuz etkilerinden korunma ve nimetlerinden yararlanma olanağı doğacaktır.Kafkasya ve Orta asya ülkelerinde yaşayan halkların bölgesel işbirliği konusunda bundan sonra daha duyarlı davranmaları gerktiğini ve yeni işbirliği olanakları arayacaklarını düşünüyorum.Genelde aynı dine inanan bölge toplumlarının ortak din eğitimi kurumları oluşturmalarının da uygun olacağını düşünüyorum.
Sosyal Psikolojik bir yaklaşımla din ve ahlak alanlarının ;küreselleşme süreciyle etkileşim içerisinde olduklarını belirterek,bu konularda yeni araştırmaların yapılmasının gereğine inanıyor,konferansı düzenleyenleri kutluyorum.Yakında Abant Platformu benzeri bir organizasyonda buluşma umut ve dileği ile.

KAYNAKLAR
Marx,K.ve F.Engels,Kominist Parti Manifestosu(Çev.M.Erdost)Sol yayınları,Ankara,1997
Fromm,E.Psikanaliz ve Din(Çev.A.Arıtan)Fatih Yay.İstanbul,1892
Kula,M.N.Kimlik ve Din,Ayışığı Yayınları,İstanbul,2001
Geertz,C.Religose Entwichlungen im islam-beobachtet in marokko und indonesien.Frankfurt am Main.1991
Chase-Dunn,C.ve P.Grimes.World sistemAnalysis,Californiya,1995
Amin,S.Dünya KutuplaşmasınınGeleceği (çev.U.Baker ve A.Erbal)Toplum ve Bilim 68 Kış,1995
Giddens,A.Modernliğin Sonuçları (çev.E.kuşdil)AyrıntYay.İst.1994
Giddens,A.Sosyoloji (çev.E.Özel ve B.Güzel)Ayraç Yay.İst.2000
Robertson,R.Globalization:Social Theory and Global Culture.London1994
Robertson,R.Küreselleşme (çev.Ü.H.Yolsal)Bilim ve SanatYay.Ankara,1992
Küçükcan,M.T.Küreselleşme Sürecinde Din,Zaman com.tr.2002
Güvenç,N.Küreselleşme ve Türkiye,BDS Yay,İstanbul,1998
Molinowski,B.Büyü Bilim ve Din,Kabalcı Yay.İstanbul,1990
Çelik,H.4.Abant Platformu Sonuç Bildirisi.Bolu,2001
Eroğlu,F.Davranış Bilimleri Beta Yayınları,İstanbul.2000
Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.
Yorum Ekleyin
Başlık
Yorum
Ad Soyadınınız
Mail
Web Sitesi
Beni hatirla
Yeni bir yorum geldiginde haber verin.

okunuyoruz

uyariyazici

Yazı ya da yorum gönderirken nelere dikkat etmeli?

Yorumlarınızın, gönderdiğiniz yazıyla alakalı olması gerekir.

Bir markayı, kurumu ya da şahsı karalayan, hakaret içeren, suç teşkil edebilecek yazılar ve reklam amaçlı metinler sayfalarımızda yayınlanmaz.

Yazılarınızı gönderirken, lütfen Türkçe karakterleri kullanınız.

Yorumlarınıza cevap geldikten sonra silemezsiniz. Gönderirken lütfen dikkat edin.

Lütfen çıktı almadan önce çevresel sorumluluğumuzu düşünerek kendimize soralım : Gerçekten bir kopyaya ihtiyacım var mı? / Please consider your environmental responsibility before printing this e-mail

ortaadsense

sagsutun

AaramaMerkezi

gogglearamagoruntu

Google

AboneMerkezi
aboneol

Mail Abonesi olmak istiyorum


Yazarlarımız

 

 
Anketlerimiz
yeni öss sistemi hakkında bilginiz varmı
öss de ne ki
yok
var

 
Özel Bölümlerimiz

 
Aylık Arşiv
Haziran 2008
Temmuz 2008
Yıllık Arşiv

Temmuz 2008
PzrPztSaÇaPeCuCts
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

 
SosyalAğlarımız
ninng
Visit Psikoloji ve Egitim Kariyerim

PsikoKariyergrubu
Google Gruplar
PsikoKariyer grubuna kayıt ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

..ve Reklamlar

googledikeyafis
analytics
alexasayac

amung page counter page counter

teknorati


blograzzi

Psiko-Dan.com; Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik Blogu
yatayadsenseb
bloglama
UYARI: Site içerisinde geçen her tür bilgi ve yaklaşım sadece okuyucuyu bilgilendirmek amacıyla kullanılmıştır.Site içerisinde geçen ilaç kullanımı ve hastalıklara yönelik tedavi yaklaşımları tamamıyla teori amaçlıdır ve profesyonel bir kurum ya da uzman bir doktor gözetiminde olmadan uygulanması sakıncalıdır.Bu konuda doğabilecek sorunlarda sitemiz hiçbir sorumluluk kabul etmeyecektir. Bilgilerinize sunarız.
Psiko-Dan.com "Psikolojık Danışma ve Rehberlik Blogu"