Markalaşmanın getirdikleri:Marka olmak mı, marka kalmak mı?
Dilek Özman / Marka Danışmanı ve Eğitmen
"Marka" ve "markalaşma", günümüzün özellikle iş dünyasında son
dönemde en fazla duyduğumuz kelimeler, kavramlar... Peki
nedir "marka" ya da "markalaşma"? Neden bu kadar fazla gündemde,
konuşuluyor, tartışılıyor ve de paylaşılamıyor? Bu kavramlar da
kalite, toplam kalite, ürün odaklı yaklaşımlar vs. gibi kavramlar
gibi bir farkındalık, bilinilirlik, gündemde olma, yükselme -
anlaşılıp uygulama- ve de sonunda gündemden düşme evrelerini
yaşayacak mı, yoksa durum bu kez biraz daha farklı mı olacak?
Uzun yıllar pazarlama dünyasının içinde yer alan ve de marka
konusunda uzmanlaşan birisi olarak bana sorarsanız "marka" için
cevap; durum farklı olacak.
Çünkü rekabetin arttığı, tüketicinin bilinçlendiği, ürünlerin ve
hizmetlerin birbirinden farklılaşamadığı bir dünyada tüketicinin
bir malı, hizmeti satınalması için bir nedeni olmalı... Hiçbir
nedeni bile olmasa kendi ile özdeşleştirmeli, yaşam tarzı ile
ilişkilendirmeli ve bu satınalmayı yaptığında kendini iyi
hissetmeli...İşte bu farklılığı artık markalar sağlıyor ve
sağlayacak...Marka olmak onun için bu kadar önemli.
Peki öyleyse marka nedir?
Marka bir üründen öte bir varlıktır, bir kimliği, bir değeri, bir
kişiliği ve insanlarla kurduğu bir ilişki biçimi vardır. Bir
markayı güvenilir, sağlam, ulaşılabilir gibi insani özellikler ile
tanımlarsınız. Marka tüketiciler ya da kullanıcıların
yarattığı, onların kafasında varolan ürünlerdir ve duygusal
olarak değerlendirilebilir. En önemli özelliklerinden biri ise
çoğaltılamaz. Çoğaltılmaya çalışıldığında taklitlerden
sözetmeye başlarız.
Markalar tıpkı müşteri yaşam sürecinde olduğu gibi yıllarca yaşar,
ama ürünler ölürler!...İşte uzun vadede kazanmak ve pazarda
varlığını sürdürmek isteyen firmalar bu nedenle markalarına
yatırım yapıyorlar ve marka olmak için uğraşıyorlar. Gerçekten
uzun soluklu bir süreç bu...Bugün yatırım yapıp, yarın sonuç
olmak gibi beklentileri olanlar hayal kırıklığına
uğrayacaklardır. Ben üç yıl bir markadan tek bir kuruş bile
kazanmadan düzenli marka yatırımı yapan, sonuçta da ürün pazar
için yepyeni bir ürün olmasına rağmen, markaya kullanım
alışkanlığı yaratarak pazarın lideri konumuna gelen bir
markalaşma sürecini yaşama şansına erişenlerdenim... Marka yaratmak
için bir tüketici ihtiyacını yakalamak ve karşılamanın, uzun
dönemli bir yatırımın (gider değil!), fiziksel, duygusal veya
kavramsal farklılaşmanın ve söylediğinin arkasında durmanın
önşart olduğunu söyleyebiliriz.
Marka yaratmaktan çok marka kalmak istikrarlı bir marka yönetimi ve
sürekli bir yenilenme gerektirir ki, daha zordur. Güçlü markalar,
kaliteli ürünler, güçlü destek, güçlü görsel kimlik, genellikle
geniş ürün gamı, kategoride bir mirası sahiplenme ve artan bir
güncellemeyle zenginleştirilmiş devamlılık ile özdeşleştiriler. O
nedenle, markaya önem veren firmalarda marka yönetimi kavramı hatta
pazarlama departmanları, marka ve ürün yöneticileri birlikte
çalışırlar. Marka yönetiminin temel ilkesi müşteri odaklı
olmaktır.
Marka yönetiminin temel amacı aslında sırasıyla müşterinin
aklını çelmek, kalbini kazanmak, hafızasında yer almak, sadık
olmasını ve geri dönmesini sağlamaktır.
Yalnız unutmamalıyız ki; marka yönetmek sadece marka yöneticisine,
pazarlama departmanına bırakılamayacak kadar önemlidir. Marka
yönetiminde şirketin Yönetim Kurulu Başkanı'ndan satış
noktasındaki elemana kadar herkes aktif rol almalı ve markayı
hissetmelidir.
Marka yaklaşımını tüm sektörler için uygulamak sözkonusudur.
Ülkemizde inşaat sektörüne baktığımızda sektörün bazı
bölümlerinde uzmanlaşmış yabancı kaynaklı markaları, bazı
bölümlerinde de Türk markalarını görüyoruz. Özellikle ağır iş
makinelerinde Türk markalarından sözetmek pek fazla mümkün değil...
Buralarda Caterpiller, Dozer vs. gibi yabancı markaları görüyoruz.
Daha çok inşaat sektöründe yan sanayii ya da yapı malzemeleri
üreten konularında uzmanlaşmış Türk firmaları görüyoruz. Bunlardan
bazılara sektöre ilk girmiş ve uzun yıllardan devam ettikleri
istikrarlı çalışmaları ile marka olmayı başarmışlar. Boruda
Borusan, armatürde ECA, yalıtımda İzocam, pencerede Pimapen,
banyoda Duşakabin vs. gibi.. Bir de özellikle son dönemde inşaat
sektörünün canlanması ile gerek pazarlama, reklam savaşlarının
yaşandığı maraklaşma sürecinde olan alt sektörler de
mevcut...Plastik borular, PVC pencereler (ki reklamcılık tarihine
pencere savaşları olarak geçecek herhalde!...), büyük inşaat
firmaları (yeni ve özgün projelerle), emlak pazarlama şirketleri
vs. gibi. Gördüğünüz gibi marka penceresinden bakılmaya
başlandığında her sektörde yatırımın ve geri dönüşün çift yönlü
olduğu görünüyor...
Markalı günler dileğiyle...
BAĞLANTI: www.dunyagazetesi.com.tr/news_display.asp?
upsale_id=252867&dept_id=1041
Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.