PARANOİD BOZUKLUKLAR
Paranoya terimi ilk kez antik Yunanda kullanıldığı ve Hipokrat zamanında bile çoktan yerleşmiş bir sözcük olduğu bilinmektedir. O zamanlar, halk ve meslekten kişiler tarafından delilik karşılığı olarak kullanılmış olduğu sanılmaktadır. Paranoid bozukluklar ileriki yetişkinlik döneminde daha sık görülmektedir. Bunda, yaşın ilerlemesiyle sayıları artan düş kırıklıklarının ve yeni imkanların sınırlanmasının ve yıllar boyunca paranoid eğilimlerini dengeleyen kişilerin tüm bu kayıplarla baş etmede giderek zorlanmaya başlamalarının rolü olduğu düşünülmektedir. Paranoid bozukluklara kadınlarda daha sık rastlandığı sanılmaktadır.
Kolb, paranoid bozukluk gösteren kişilerin büyük çoğunluğunu hiç evlenmemiş kişilerin oluşturduğu saptamış ve bulguyu eşcinsel yönelimler ve sürekli yaşanan düşmanca eğilimlerin varlığıyla saptamıştır. (1968)
Bir çok insan tersliklerin üst üste geldiği dönemlerde şansın kendisine küstüğünü inanır. Sorumlulukları başkasına yükleme eğiliminde olan kişiler ise insanların bencilliğinden, katı yürekliliğinden yakınarak, bu dünyada dürüstlere yer olmadığından söz ederler.Böyle durumlarda kişiler çevrelerine kızgın ve güvensiz olurlar. Paranoid bozukluklar bu durumların abartılmış ve süreklilik gösteren biçimidir.
Paranoid hezeyan geliştiren kişilerin yaşamları boyunca sürekli gergin, güvensiz ve ürkeke oldukları, saldırganlık ve kronik öfkeyle boşalım aradıkları bilinmektedir.(Cameron 1974)
Ailenin üzerindeki etkisi de belirleyicidir. Baskıcı, otoriter ve kuşkucu tutum sergileyen ailelerin çocuklarında daha sık paranoid bozukluklara rastlanmaktadır. Onlara göre insan iyi ya da kötü diye ikiye ayrılır. En küçük başarısında çevreden övgü bekler ve bunu bulamadığında insanlardan uzaklaşır.
KOVUŞTURULAN TİP: Başlangıç döneminde alıngan insanlardan ayırmak zor olabilir. Ancak kişi zamanla gerçek ilişkilerden kopmaya başlar, insanlardan uzaklaşarak olayları incelemeye başlar ve bunlardan gizli anlamlar çıkarmaya çalışır. Çoğu paranoid kişi hezeyanlarını eyleme geçirmez. Bazıları düzmece topluluk aşamasında ve edilgen bir konumda kronikleşerek durumunu sürdürür. Kimi hezeyanların hiç olmazsa bir bölümünden vazgeçer ve bunların yerine gerçekçi düşünceler alır, çok az sayıda kişi ise kronik paranoya belirtileri geliştirir. Arada bir itham ve tehdit dönemleri de yaşanabilir. Ancak paranoid kişi haklı ve mantıklı bulduğu saldırganlığını dış dünyaya açıkça yönelttiğinde yasakların getirdiği sınırlarla karşılaşılır.
KISKANÇ TİP: Sevginin kaybı ya da kaybedilme tehlikesi sevilen kişiye ve bir rakibe karşı duyulan düşmanlık ve kendine saygıyı azaltan narsistik darbe kıskançlık duygusunu oluşturan temel öğelerdir. Kıskanç paranoid kendisini haklı gösterecek ipuçlarının peşine düşer, başkalarının her türlü davranışa gerçeğin özünü kanıtlayan yanlış yorumlar getirir.
EROTOMANİK TİP: Arada bir edilgen erkeklerle de görülmekle birlikte, genellikle bir kadın olan erotomanik heyezanlı kişi, bilinmeyen nedenlerden ötürü aşkını açıklayamayan ama ilgisini belli eden bir erkek tarafından sevildiğine ve arzu edildiğine inanmıştır. Çoğu erotomanik düş ürünü aşklarının adeta keyfini çıkarırısa da bazıları bunu aşk tarafından kovuşturulma biçiminde yaşar ve tatsız olaylara neden olabilirler.
BÜYÜKLÜK TİP: Seyrek rastlanır ancak daha inatçı ve kalıcıdırlar. Kişi kendini olağanüstü yetenekli ya da çekici bulması gibi basit bir içerikten peygamber, bilim adamı gibi görebilir. Bu tür hezeyanları genellikle süreklilik gösterirler ve düşünce yönünden çok iyi örgütlenmişlerdir. Bu tip kişiler ender bazı durumlarda muritler edinerek kendine göre bir reform sürdürebilirler.
KLASİK PARANOYA: Ender görülen bir tiptir. Bu türde belirli bir hezeyan en uç biçimde sistematize edilir ve değişmez bir nitelik kazanır. Bir çok paranoyak, karmaşık ve değişmez hezeyanlarına rağmen, dağılmaksızın ve toplum içindeki durumlarında bir değişiklik olmaksızın işlerini ve yaşamlarını sürdürürler. Hezeyanların içeriği tek bir konuda odaklanmıştır.
Gelen Yorumlar
Bu dökümana henüz yorum yapılmamış, aşağıdaki formdan yorumunuzu ekleyebilirsiniz.